17 Mayıs 2014 Cumartesi

SOMA...


Kaç gündür içimizde bir acı.
İlk duyduğumda her zaman olan kazalar gibi sandığım (ve evet ne yazık ki artık kanıksamışım) ama aslında bir cinayet olan bir olay.
Önce diyorlar ki trafo patladı, ardından yangın çıktı.
Sonra diyorlar ki aslında daha önce içten yanan ama kapatılan alan basınçtan patladı ve yangın büyüdü.
Bir söylenen diğerini tutmuyor.

Kopuk kopuk gidecek bu yazı çünkü içim çok dolu ama sadece içimdekilerin bir kısmını yazacağım.

Baba oğullar, 
İkiz kardeşler, 
Daha o sabah baba olacağını öğrenen bir adam,
Düğün davetiyesi için orada olan bir adam,
O ölürken bebeği doğan bir adam,
19 yaşında bir genç,
Ve daha niceleri...

Evet hepsi artık hesap gününü bekliyor.
Biz, sağ olanlar burada, onlar diğer dünyada hesap gününü bekliyoruz.
Bugün 5. gün ve hala sorumlu tutulan, göz altına alınan ya da tutuklanan kimse yok.
Ama pardon Soma'nın acısını paylaşmak için mum yakanlar yaka paça götürülmek istendi.
Soma'da yardım için bulunan avukatlar gözaltına alınıp serbest bırakıldı.

Siyaset yapmıyorum ayrıca arkadaşlar.
Sadece gördüklerimi, medyadan duyduğumuz gerçekleri dile getiriyorum.

İki kadın gördüm ekranda.
İkisi de çocuklarım babalarını soruyor onları almadan gitmeyeceğim deyip olayı öğrendikleri ilk andan itibaren maden ocağında nöbet tuttular.
Ve evlerine eşlerinin cenazeleri ile döndüler.
Daha yüzlerce dul kalan eş, yetim kalan çocuk, bebek.

Sadece öğrenmek istiyorum.
Bu kadar insanın hakkına girenler nasıl uyuyabiliyorsunuz?
Sorumlular neden hala belirlenmedi?
Siz hiç projeksiyondan ölen eşinizi, çocuğunuzu, babanızı, kardeşinizi teşhis etmek zorunda kaldınız mı?
Kendi canınızı hiçe sayıp arkadaşınızı, ailenizden birini göz gözü görmeyen, nefes alınamayan bir yerden kurtarmak için koştunuz mu?

Yazımı okuyanlar...
Eğer imkanınız varsa ve başlatılan yardım projelerine el uzatmak isterseniz;
bakabilirsiniz.

Ve konuşmak isterseniz de yorum bırakın.
Benim sözüm şimdilik buraya kadar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...