29 Temmuz 2014 Salı

Kitap Mim'i Varmış

Merhabalar,
Hepinizin Ramazan Bayramı mübarek olsun.
Bayramda yazı girmeyi pek düşünmüyordum ama bugün sevgili Leopar Delisinin blogunda çok güzel bir mim gördüm ve hemen yapmak istedim.
İşte sorularımız ve cevapları.

1. Kitaplığınızdaki en ilginç kitap isimleri hangileri?
- El Yapımı Dünya
- Kara Yağmur
- Milyarlarca ve Milyarlarca
- Ruhlar Dehlizi
- Gölgesizlerin Tutkulu Dansı
- Tek Tadımlık Hayat
- Rüzgarı Dizginleyen Çocuk
- Sinestezya

2. 2014 yılının başından bu yana kaç kitap okudunuz?
30 tane oldu.

3. 2014 yılı için bu yılın kitabı dediğiniz kitap hangisidir?
Dan Brown'un Cehennem kitabı benim için yılın kitabı oldu okuduklarım için de.

4. 2014 yılı içinde ilk defa okudum dediğiniz yazar hangisi?
İşte bu zor bir soru çünkü bir sürü yazar var ilk defa okuduğum.
- Veronica Roth
- Charlotte Bronte
- Gayle Forman
- Markus Zusak
- Sait Faik Abasıyanık
- Harry Bingham
- Ilsa J. Bick
- Julianne Maclean
- Audrey Niffenegger

5. 2014 yılı için okuma hedefiniz?
Şu anki hedefim 52 yani her haftaya bir kitap.

6. Kitap okumak tamam da en az onun kadar sevdiğiniz diğer etkinliğiniz?
Önceden bu soruya direk dizi veya film izlemek derdim ama şimdi spor diyebilirim. Çünkü yapmadığımda suçluluk hissettiğim kitap okumanın dışındaki tek eylem diyebilirim. Ve evet inanılmaz bir tatmin veriyor aynı kitap okumak gibi.

7. Diğer etkinliği sevme nedeniniz?
Kitap okurken hissettiğim mutluluk, tatmin ve kendimi geliştirme duygularının çok benzerlerinin spor yaparken hissetmeye başladım. Kitaplar zihin dünyamı geliştirirken spor da fiziksel dünyamı geliştiriyor.

8. Blog okurlarından istek, rica, dilek ve temennileriniz?
Blog yazmak bildiğimiz gibi bir özveri işi. O fotoğrafları çekmek, ürünleri deneyip en iyi şekilde aktarmaya çalışmak ve yanlış yönlendirmelerden kaçınmak sorumluluk gerektiriyor ve zaman, emek alıyor. Haliyle siz yazılarınızı yazdığınızda onun okunmasını ve okuyucunun sizinle düşüncelerini paylaşmasını istiyorsunuz. Hani havaya konuşmak olmasın istiyorsunuz yani. O yüzden okuyucumun benimle iletişme geçmesini ve kendi görüşlerini, varsa isteklerini, dileklerini benimle paylaşmasını istiyorum. Böylece kendimi geliştirebileceğimi düşünüyorum. 

Bu mimi yapmak isteyenler varsa size gelsin ve bana da haber vermeyi unutmayın ki okuyabileyim.
Kendinize iyi bakın.

27 Temmuz 2014 Pazar

Okudum Bitti #42 Sen Gittiğinde

Merhabalar,
Geçen hafta anlattığım ilk kitap olan "Eğer Yaşarsam"ın ikincisi ile karşınızdayım.

Kitap Adı : Sen Gittiğinde
Yazar : Gayle Forman
Yayınevi : Pegasus
Baskı : 2013

Bir söz nelere kadirdir diyerek başlamak istiyorum yorumuma.

Bu kitapta bu kez Adam tarafından yaşananları öğreniyoruz.
Mia hastaneden çıkmış, iyileşmiş ve müzik okuluna gitmiştir.
Ancak Adam ile arasındaki bağlar da kopmuştur.
Adam, artık ünlü biridir ve bu hayat onu iyiden iyiye zorlamaktadır.
Mia'sız geçen günler ve ona olan hislerini döktüğü şarkılar grubunu dünya çapında yükseklere taşımaktadır.
Yine de her şey Mia'sızdır.

Bir gün kader çizgilerinin kesişmesi Adam'ın Mia için elinden geleni yapmasını sağlayacaktır.
Artık Mia'yı geri kazanmak için savaşması gerekecektir.

İkinci kitap, ilkine göre  bana daha sönük gelse de yine keyifle okuduğum bir kitap oldu.
Adam'ın yaşadıkları, olaylarla ve kendi ile baş etme yolları insanı düşündürecek cinstendi.
Mia'nın Adam'ın hayatından çıkmasının nedeni ise gereken yerde açıklığa kavuştu.
Mia'yı anlayabiliyorum desem yeridir ama Adam'a da bu eziyet çektirilmez ki.
Kitabın sonu ortalama ve tahmin edilebilir olmuş.
Sonrası olacak mı onu da merak ediyorum aslında.

Eğer Yaşarsam'ı okuduysanız bu kitabı da seveceksiniz diye düşünüyorum.

26 Temmuz 2014 Cumartesi

Okudum Bitti #41 Eğer Yaşarsam


Merhabalar,
Bugün sizin için güzel bir kitap yorumum var.
2013'de çıkan bu kitabın ve yorumları da yapıldı ama filminin dünyada gösterimine yaklaşık 2 ay varken belki merak edenler olur dedim.
Duymayanlar da duyar, güzel bir kitap ve filme kavuşmuş olurlar.

Kitap Adı : Eğer Yaşarsam
Yazar : Gayle Forman
Yayınevi : Pegasus
Baskı : 2013

Ana karakterimiz Mia.
Kendisi okulun sessiz, sakin ama çello konusunda deha sayılan, sıra dışı kızı.
Ailesinin diğer 3 ferdinin de rockçı olduğunu düşünürsek sıra dışı tabiri cuk diye oturuyor üzerine.
Kızımız aynı zamanda okulun popüler çocuğu Adam'ın da kız arkadaşı.

Karlı bir günde ailesi ile çıktıkları yolculukta geçirdikleri kaza ile Mia kendini hiç beklemediği bir pozisyonda ve halde buluyor.
Bir anda olayları dışarıdan bir gözlemci olarak izlemeye başlıyor.
Hastaneler, ameliyatlar, koşturmalar ve ona destek olmak için koşan insanlar.
Mia'nın hayat ile ölüm arasında yapacağı seçimi etkileyecek bir sürü etken.

Kitap geçmişe dönüşler ile ilerliyor.
Mia'yı o anki duruma getirecek etkenler geçmişe dönülerek anlatılıyor.
Bunların yanında işin içine müzik de giriyor ve tadından yenmez bir kitap ortaya çıkıyor.
Mia'nın yaşadıkları ile birlikte 'ben olsam ne yapardım?' düşüncesi ortaya çıkıyor.
Ve kendi kararlarınızı sorguluyorsunuz.

 Filmine gelirsek, Türkiye'de 19 Eylül gösterim tarihiymiş.
Umarım gecikmez de vaktinde çıkar.
Yurtdışında yeni basımlarda yukarıdaki kolaj kitap kapağına da aktarılmış.
Bence çok da iyi olmuş.
Chloe Grace Moretz, güzel ve başarılı bir oyuncu.
Bence bu rolünde üstesinden gelir.
Sabırsızlıkla beklediğim bir film kendisi.
İnşallah hayal kırıklığına da uğramam.

Şimdi sizi kitapta geçen Yo Yo Ma'nın Le Grand Tango eseri ile başbaşa bırakıyorum.
Dinlemenizi tavsiye ederim.

Kendinize iyi bakın.

25 Temmuz 2014 Cuma

Kitap/Sinema Serileri #3 Açlık Oyunları (Hunger Games)

Merhabalar,
Serileri anlattığım yazımın üçüncüsünde bu kez Açlık Oyunları var.
Açlık Oyunları ben lisedeyken çıkmıştı da ben üniversiteye gidene dek hiç merak edip de alıp okumamıştım.
Ama hata yapmışım resmen.
Tek avuntum geç oldu da güç olmadı sonunda okudum.
Hadi başlayalım.

1. Kitap : Açlık Oyunları
Panem ulusu eskiden Kuzey Amerika'nın bulunduğu coğrafyada yaşayan yeni bir ulustur.
Coğrafya özelliklerine göre 12 mıntıkaya ayrılmıştır.
Her mıntıka yalnız kendine biçilmiş işi yapmaktadır.
Yönetim ise en elit kesimin de yaşadığı yer olan Capitol'ün elindedir.
Capitol her sene tüm mıntıkalardan bir kız bir erkeğin katıldığı ölüm oyunları da sayılan Açlık Oyunları ile mıntıkalar üzerine egemenliğini kabul ettirmektedir.

Katniss Everdeen, madencilikle uğraşan 12.mınıtıkada annesi ve küçük kız kardeşi ile yaşayan, babasının kaybından sonra ailesinin hayatta kalmasını sağlayan bir genç kızdır.
Açlık Oyunları için seçim gününde Katniss, kardeşi yerine gönüllü olarak Peeta ile mücadeleye katılır.
Açlık Oyunları 12. mıntıkanın tarihi boyunca sadece bir kere kazandığı bir oyundur.
Ve Katniss ile Peeta'nın işi çok zordur.
Hiç beklemedikleri politik oyunlar ve yaşam mücadelesinde çok önemli bir karar da vermek zorundalardır.

Tek kazananın olduğu bu ölüm oyunundaki mücadele kitapta çok güzel anlatılmış.
Katniss'in çoğu zaman sert olan mücadeleci ve zekice tavırları, Peeta'nın daha duygusal ve fedakar tavırları ile bir bütünlük oluşturuyor.
Ufak ufak ısınan kalpler, ölümle burun buruna geçen saatler kitabı elinizden bırakmanıza engel oluyor.

Filmine gelirsek ilk olarak Peeta'nın seçiminde kumral olan oyuncunun sarışına çevrilmesinde gözüm zor alışmıştı.
Katniss'i oynayan Jennifer Lawrence karaktere çok uymuştu bence.
Filmde aksiyon ve görsel efektler tek kelime ile muhteşemdi.
Ateşin içindeki kız ve sahnesi nefes kesici gelmişti bana.
Kanlı ve duygusallık dolu anları da unutmamak gerek.
Filmin sonuna ise ayrı bir bayılmıştım.
Başkan Snow'un hali çok güzeldi :)

2. Kitap : Ateşi Yakalamak
 
Capitol'e ve Başkan Snow'a meydan okuyan Katniss ve Peeta artık yeni şampiyonlardır.
Her şeyin sona erdiğini düşünürlerken Başkan Snow kendi otoritesinin ezilmesinin acısını Çeyrek Asır Oyunları ile çıkarmaya karar verir.
Tabi buna mıntıkalarda Katniss'in ilk Açlık Oyunları'nda asi tavrı ve cesareti yoluyla başlayan isyanlar da ateşe çıra misali ateşleyici görev görür.
Katniss ve Peeta her ne kadar her şeyi günlük gülistanlık göstermeye çalışsalar da yine de Başkan Snow'un gazabından kurtulamaz.
Çeyrek Asır Oyunları'nda he mıntıkanın şampiyonları arasından seçilen yine bir bayan bir erkek haraç ile ölüm savaşı yeniden başlar.
Katniss ve Peeta yeniden hayatta kalmaya çalışırken kan ve aşk dolu bir macera yaşayacaklar.
Katniss'in zekası ve ona yardım edenler ile birlikte kitabın sonu sürpriz bir şekilde noktalanıyor.
Sonraki kitabı okumak için bekleyemeyeceksiniz.
O kadar diyorum :)

Filminden bahsedersek,
Görsel efektleri, hissettirdiği duygular, tansiyonu yükselten aksiyonları ile bu film kitabın çok güzel bir uyarlaması olmuş.
Karakterlerde Jennifer'ın saç renginin bu kadar keskin siyaha dönmesi gözüme biraz battı dersem yeridir.
İki film arasında sanki Katniss'i bir 5 yaş büyütmüşler de.
Peeta'nın görünüşü de oturmuştu ama dediğim gibi Katniss'in yanında küçük kaldı.
Bunun dışında diğer oyuncular ve karakterler gayet iyiydi.

Bir de Capitol'un moda zevki beni öldürdü.
Aman Allah'ım o ne öyle yaa(!)
İki filmdir izledikçe gözlerim yerinden fırlıyor.
Daha ne diyeyim ki.

 3. Kitap : Alaycı Kuş
2. kitabın bomba bitişinden sonra Katniss, Peeta için bir çözüm bir çıkış yolu aramaktadır.
Bununla beraber yok edilen mıntıkasının da acısını yaşamaktadır.
Peki 13. mıntıka?
Bu zamana hakkında dek doğru düzgün bir şey bilinmeyen 13. mıntıkanın sırrının da çözülme vakti gelmiştir.
Katniss, yeni bir ortama ki inanılmaz baskıcı bir ortam, alışmaya çalışmakla birlikte Peeta'yı Başkan Snow'dan kurtarmanın yollarını düşünmektedir.
Savaş resmen başlamıştır ve artık oyun değil gerçekten herkes için ölüm vardır.
Savaşa Capitol'ün sırça köşklerinde yaşayan halkı bile dahil olacaktır.

2. kitaptan sonra son kitap bana biraz durağan gelse de sonu hem çok üzücü hem çok güzel oldu.
Filminin de iki part halinde yayınlanacağını söyleyerek yavaş yavaş sona geleyim.

Bir serinin daha sonuna geldik.
Elimden geldiğince iyi bir şekilde anlatmaya çalıştım.
Umarım hoşunuza gitmiştir.
Yeni bir seri de görüşmek üzere kendinize iyi bakın.

24 Temmuz 2014 Perşembe

Rival De Loop Young Far - Chocolate


Merhabalar,
Bugün karşınıza yine bir far ile çıkıyorum.
Ne kadar çok far almışsam yaz yaz bitmiyorlar.
Kendisi Rival De Loop'un Young serisinden 16 numaralı Chocolate rengi.
Rossmann'ı müthiş indirimlerinden birinden 3-4 tl gibi bir fiyata almıştım bu farı.
Gramajına baktım ama yok yazmıyor.
Ama boyut olarak çapı 1 cm farkla fotoğraftaki boyutta :)
Üzerine tutup ölçtüm.

Arka kısmımda sadece bu kadarlık bilgi var.

Far iç içe geçmiş halka dizaynına sahip.
Ambalajı kolay açılıp kırılacak gibi değil.
Plastik bir kap ve ağzı iyi oturuyor. 
Hafif sedefli, ışıltılı bir yapısı ve kahve tonlu bir rengi var.
Az miktarda tozutma yapan bir yapısı var.
Rengini ise kolayca veriyor.
Pigmentasyonu benim için tatmin edici.

Bileğime uygulanmış hali yukarıdaki gibi.
Yoğun sürülünce böyle bir görüntüsü var.
Ayrıca içinde biraz bronzluk içeriyor ve ışıkta güzel bir efekt oluşturuyor.
Kalıcılığı ise benim için yeterli ama far bazı kullanınca iyice artıyor.

Benim çok sevdiğim ve makyajlarımda farklı farklı şekillerde kullandığım bir far kendisi.
Normal fiyatı bile 7 tl civarında olmalı en fazla.
İndirimde bulursanız da almanızı şiddetle tavsiye ettiğim bir ürün.


23 Temmuz 2014 Çarşamba

Isana Papatya Özlü El Kremi


Merhabalar,
Bugün size küçük diye aldığım ve boyundan büyük işler başaran bir el kremini anlatacağım.
Rossmannlarda satılan Isana markasına ait papatya özlü el kremi.
Ben taşıması kolay olsun diye 30 ml lik olanını almıştım.
İçeriğinde yatıştırıcı etkisi ile cildi rahatlatan ve yenilenmesine yardım eden papatya, cildi nemlendiren ve ipeksi yumuşaklık sağlayan pantenol ve gliserin var.

Böyle ufacık bir ağzı var ve çok fazla ürünün çıkması engellenmiş oluyor.

Benim deneyimlerime gelirsek,
Sürdüğüm hafif bir papatya kokusu alıyorsunuz. 
Normalde ben papatya kokusunu pek sevmem ama bu kremde koku hafif olduğu için sıkıntı olmuyor.
Ayrıca koku çok kalıcı değil.
Sürdüğünüzde bir çok kreme göre daha hızlı emiliyor.
Yağlı bir his bırakmıyor.
Bir kaç dakika içinde o yumuşacık ve ipeksi hissi hemen deneyimleyebiliyorsunuz.
Etkisi elleriniz tekrar suya girene dek devam ediyor.
Fakat öyle saatlerce de değil.
Ben gece sürünce sabaha dek devam etti diyemem.
Ama özellikle bulaşık yıkamaktan kaynaklı ellerdeki sertlik ve pütürlü his kalmıyor.

Benim hoşlandığım bir krem oldu.
Elimdeki krem stoğu bitince yenisini büyük boy olarak almayı düşünebilirim.


22 Temmuz 2014 Salı

Okunacaklar Listem



Merhabalar,
Bugün elimde okumak için biriken kitaplarımın yeni bir listesi ile karşınızdayım.
Bu kez tek tek yazmak yerine fotoğrafladım.
Yazmaya kalkarsam vay halime... O kadar çoklar çünkü.
Almışım bir kenarda kalmış kitaplar da ortaya çıktı zaten.
Fotoğraflar geliyor.

Masaya koyduğumda bile 3 sütun oluştu resmen.
Çok yükselmesin diye de böldüm diyebiliriz :)

2050 hariç en yenilerden bunlar.

Yeniler eskiler bu iki resimde karışık halde.
Her çeşit kitap var diyebilirim.


Bu kitaplardan şimdilik 14'ü Yaz Okuma Şenliği listemde.
Geri kalanları da duruma göre şenlik listesine ekleyeceğim ama şimdilik böyle kalmaları daha iyi.
Falih Rıfkı Atay'ın kitaplarını gazeteden aldık.

Toplam 41 kitap var :O
Ne zaman biterler Allah bilir. 
Tabi o arada almaya da devam ederim ona engel olamıyorum.
Liste hiç kısalmıyor anlayacağınız.

Aralarında okuduğunuz ve beğendikleriniz var mı?
Sırada öne alayım tavsiyelerinizi.

21 Temmuz 2014 Pazartesi

Yaz Okuma Şenliği 1.Ay Sonuçları


Merhabalar,
Bugünün yayını biraz daha geç geldi.
Başka bir yayın yapacaktım ama fotoğrafları hazırlayamadım ve okuma şenliğinin ilk ayı dolduğu için bu yayını yazmaya karar verdim.
Yaz Okuma Şenliği'nde ilk ay tamamlandı ve artık okuduklarımın listesini çıkarmam ve puanımı hesaplamam gerekiyor.
Açıkçası pek verimli bir ay olmadı benim için.
İnşallah sonraki kısımlarda istediğim kadar okuyabilirim.

10. Kategori (10 puan): Fantastik kurgu/bilim kurgu/distopya/steampunk vb. türde bir kitap.
Thanatos, Larissa Ione, Arunas Yayınları, 506 sayfa


20. Kategori (10 puan): Polisiye/gerilim/korku vb. türde bir kitap.
Sona Kalan, Tess Gerritsen, Martı Yayınları, 477 sayfa


22. Kategori (10 puan): İlk kitabı 2010 yılında veya daha sonrası yıllarda çıkmış bir yazardan bir kitap.
Belalı Düğün, Jamie McGuire, Yabancı Yayınları, 152 sayfa


26. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 15 puan, toplamda 45 puan): 3 kitaplık bir seri veya aynı seriden 3 kitap.

Uyumsuz (507 sayfa)
Kuralsız (507 sayfa)
Veronica Roth, Artemis Yayınları

Toplamda 5 kitap okuduğum için 5x10=50 puan
26.kategoride 3. kitabı henüz okumadığım için dahil etmiyorum hesaba.
Toplam 2149 sayfa okuduğum için 21 puan
Yani 50+21= 71 puan almış oldum.

Evet, bugün de bu kadar.
Yarın görüşmek üzere.

19 Temmuz 2014 Cumartesi

Okudum Bitti #40 Belalı Düğün

Merhabalar,
Belalı aşıkların o bir anda olup biten Vegas düğününe hazır mısınız?
İşte başlıyoruz.

Kitap Adı : Belalı Düğün
Yazar : Jamie McGuire
Yayınevi : Yabancı
Baskı : 2014

Travis ve Abby dövüşün ardından çıkan yangından canlarını zor kurtarmış ve olayın hala şokundalardır.
Travis'in Abby'i kaybetmekle burun buruna gelmesi ne olursa olsun artık onu yanında ayırmamasını sağlayacaktır.
Abby ise çok başka düşünceler ve planlar içerisindedir.

Bir anda Abby'den gelen evlenme teklifi Travis'in şaşıp kalmasına neden olsa da kendilerini Vegas yolunda bulmuşlardır.
Peki Abby neden bir anda evlenme teklifi etmiştir?
İşte bu soru bu kitapta cevap buluyor.

Kitapta olayların ilerleyişi bazen kopuk geldi bana çünkü her şey çok hızlı oluyordu.
Ama inanılmaz da zevkli bir kitaptı.

Travis'in kuşkuları, damat olma yolunda yaptıkları ve aşkına sadık kalışı etkileyiciydi.
Abby'nin ise evlenmek isteme nedeni, yaptığı fedakarlığı, verdiği kararlar ile yüreğimi hop hop ettirmesi ayrı bir olaydı.
Ama ben yine de Abby'e kızdım çünkü Travis bunu hak etmedi.
Kesinlikle bence resmen yavrumun hisleri ile oynadı. 
Bazen her şeyi bilmemek insanı daha mutlu edermiş bunu da Travis'te gördük.

Bir de Travis'in annesinin gelinine yazdığı mektup var ki hem duygulandım hem üzüldüm hem mutlu oldum.
Analar ne evlatlar doğuruyor, o evlatları doğuran analar ne mübarek oluyor :)
Sen bize bunu öğrettin sevgili Anne Maddox.

Kitaptan bir sürü de yer işaretlemişim alıntı amaçlı.

"Sonun ne zaman geleceğini, kaderin ne zaman birimizi alıp götüreceğini kim bilebilirdi ki?"

"Son derece normal, lanet-olsun-az-sonra-heyecandan-kusabilirim diyen bir damat adayı olmak istiyordum ve o da bundan bir gram azını hak etmiyordu."

"Lütfen yavrumu benim için de öp. İkiniz için de isteğim en büyük kavganızı hanginizin daha affedici olduğu konusunda yapmanız."

"Sizi bu şapele getiren yol dünlerinizden oluşmakta ve her yeni yarınla da beraberlik içinde geçireceğiniz geleceğiniz biraz daha belirgin hale geliyor."

"Benimle olmayacağın hiç bir yerde olmak istemiyorum."

"Benim son ilk öpücüğüm oldun."

Bunların dışında bir sürü de kahkaha attığım sayfalar oldu ama onları okuyup siz kendiniz öğrenin.
Daha fazla ipucu vermiş olmayayım.

18 Temmuz 2014 Cuma

Kitap/Sinema Serileri #2 Alacakaranlık (Twilight Saga)


Merhabalar,
Yazı dizimizin ikincisinde Alacakaranlık yani Twilight Saga serisini konuk ediyorum.
Olaylı başladığım bir seridir kendisi.
En yakın arkadaşımdan doğum günü hediyesi olarak istediğim Alacakaranlık kitabına, arkadaşım gece bir oturuşta kendisi okuyarak parasını bana vermek suretiyle el koymuş, ben de el mecbur gidip kendime yenisini almak zorunda kalmıştım.
Sonrasında tabi ikimizin ardı ardına okuduğu seri favorilerimiz arasında yerini almıştı.
O hep benden bir kitap önde gidiyordu ve spoil vermemesi için aramızdaki traji-komik değerlendirmeler de cabasıydı.

1. Kitap : Alacakaranlık

Bella, lise çağında sessiz, biraz özgüven eksiliği yaşayan ve okuldaki 'yeni' kızdır.
Babasının yanına taşınmak onun için zor olmanın yanında okulda yeni olmak da işleri kolaylaştırmamaktadır.
Okulda tanıştığı ve tuhaf ama ilgi çekici Edward ise ona yardımcı olmaktan çok uzaktır.
Edward, Edward, Edward...
Nazik, yakışıklı, gizemli adamımız, Bella'nın aklını başından almayı başarmıştır.
Tabi kendinin aklı da başından gitmiştir orası ayrı.
Ama aralarındaki en büyük engel Edward'ın bir vampir olması ve Bella'nın kanının ona çok çekici gelmesidir.
Diğer vampirlerin de Bella'nın kanının peşine düşmesi ileri daha aksiyon dolu hale taşımış ve sıkıcılıktan kurtarmıştır.

Bella'nın kendi tarafından hisleri, güvensizliği, kurban psikolojisi beni bazen baysa da yaşanacaklara dair kurgunun ilgi çekiciliği devam etmemi sağladı bu kitapta.
Lise döneminde böyle güzel bir aşkla harmanlanmış fantastik roman biçilmiş kaftandı benim için.
Kapağındaki yasak elma ve serinin devamı ile anlam bütünlüğü sağlayacak kitap ismi harika seçimlerdi.
Gecenin aydınlık ve karanlık arasındaki belirsiz anında yasak bir aşkın hikayesi...


Filmine gelirsek Edward ve diğer vampir karakterlerin seçimi uymuş diyebilirim.
Sadece aslında sarışın olmayan oyuncuları film için sarışın yaparken biraz yapay durmuş yani eğreti derler ya aynen öyle.
Bella'ya gelirsek Kristen, Bella'nın o güvensiz ve kurban psikolojisini çok iyi yansıtmış.
Birde son kısımda o yüz ifadesindeki çarpıklık komiğime gitmişti ne yalan söyleyeyim.
Çok detaya girmeden ancak bu kadar söyleyebilirim.

2. Kitap : Yeni Ay
Bu kitabın Türkçe kapaklarında istediğim gibi güzel bir görsel bulamayınca ben de yabancı isimli kapağını koydum.
Bella'nın Edward ile olan hayatı doğum gününe dek istediği gibi sürerken, doğum gününde yaşayacağı talihsizlik her şeyi tepetaklak eder.
Bella'yı korumak için ondan uzaklaşan Edward'ın yerini artık Jacob alır.
En zor anlarında Jacob'ın yanında olması Bella'nın aklını ve kalbini çok karıştırır.
Jacob'ın Bella'ya duyduğu çekim ise yardımcı olur nitelikten uzaktır.
Ama kader bu Edward ile Bella birbirine bu kadar aşıkken ne olacağı hiç belli olmaz.

Bu kitapta ben Jacob takımına transfer oldum.
Sanırım Edward'ın yokluğu ve önceki kitaptaki o nazik tavırlarına bir yere kadar tamam diyebilir hale geldim.
Seriye Jacob takımı üyesi olarak devam edip kendi düşüncelerimi oluşturdum.
Jacob'ın korumacı tavrı ve daha bir saldırgan aşkı beni etkiledi.

Bir damla kandan ortaya çıkanlar ve Bella'nın yeni bir sayfa açısı 'Yeni Ay' ismi ile gayet uyumlu tasvir edilmiş kapakta.

İkinci filmde Bella biraz daha güzelleşti.
Ama filmde bazı sahnelerdeki o tuhaf yüz ifadesi yine devam etti ki ben sevmedim bunu.
Jacob rolü için Taylor Lautner yaklaşık 13 kilo alıp kas çalışmış diye biliyorum. Helal olsun diyorum.
 Jacob ile Edward arasındaki görsel farklılık da göze çarpıyordu zaten.

3. Kitap : Tutulma
Bella'ya vampirlerle tanıştıktan sonra huzur yok yine.
Edward'ın geri dönmüştür artık.
Ama bölgeye başka vampirler de dadanmıştır.
Öldürülüp kanları emilen insanlar ve bunlara neden olanlar korkuları arttırmaktadır.
Jacob ve kurt adam arkadaşları ile Edward ve vampir ailesi hedefteki Bella'yı korumak için ittifak kuracak ve birlikte savaşacaktır.
Edward'a duyduğu aşk ile Jacob'a duyduğu minnet Bella'yı kimi zaman zor durumlarda bırakacaktır.

Kitapta dozu artan aksiyon serinin Yeni Ay'daki durgunluğunu silip süpürüyor.
Arada geçen komik olaylar eğlenceli gelmişti bana.
Bunların yanında Bella'nın Jacob için hissettiklerinin Edward'a olan aşkını tutulma misali örtmesi ve ardındaki gerçeği görmesi ile ikisi arasındaki kopamayan pamuk ipliğine bağlı bağı temsil eden kanlı kurdelesi ile kitap yine bütünlüğünü koruyor.

Yeni Ay'a göre daha güzel ve daha heyecanlı geçen bir film oldu.
Aksiyonu bol olunca daha bir seviyorum filmleri :)
Bella'nın tavırları da biraz düzelmeye başlamıştı.
Artık kendini ortaya koyması ve oyuncunun tavırları yansıtışındaki gelişme göze iyi görünüyordu.
Jacob ile Edward arasındaki Bella için mücadele de iyice arttı.
Farklı durumlarda hangisinin daha iyi bir seçenek olduğuna dair düşünmek gerekti.

4. Kitap : Şafak Vakti
Son kitabımızda Bella artık Edward ile dünya evine girme planları yapmaktadır.
Evlenmelerinin tatlı telaşı, balayı ve Bella'nın sürpriz hamileliği durgunluğu yine bozuyor.
Ancak beklenen bebeğin gelişi hiç kolay olmayacak ve bebeğin peşinde onu ortadan kaldırmak isteyen Volturiler de vardır.
Bella'nın yaşayacağı değişim ve çekeceği acılar bir türlü bitemiyor ki.
Jacob ise mühürlenmesini yaşayarak hayatının aşkını bulacaktır.

Harry Potter'ın başlattığı finalin 2 part halinde çekilmesi gelenek haline Şafak Vakti'nde geldi.
Sonrasında bir çok yapım finalleri 2 parta böldü.
Filmlerin ilki Bella ile Edward'ın evlilikleri, balayı ve Bella'nın hamileliği ile geçti.
Renesmee'yi çok merak ediyordum doğrusu.
İlk kısmın sonunda Bella'nın dönüşümü ile güzelleşmesi için kendimce "Kristen'ı niye bu kadar çirkin yaptıkları belli oldu. Dönüşünce ancak kurtarıyor." yorumunu yapmıştım :)
Ama doğru yani :)
İkinci kısımda ufak Renesmee ortaya çıktı.
Bella'nın güzelleşmesi ile gözümüz gönlümüz açıldı.
Aksiyon dozu tavan yapmış, sürprizleri, komik nüansları bol bir film oldu.
İzlemesi çok keyifli oldu.
Baştan sona sıkılacak yerim olmadı çünkü ya aksiyon vardı ya komedi ya da dozunda romantizm.
İyi iş başardılar bana göre.
Ufak Renesmee de yukarıdaki şeker.

Evet bir serimizin daha sonuna geldik.
Bunları hazırlaması gerçekten zormuş.
Acaba eksik ya da gereğinden fazla şey söylüyor muyum diye düşünüp duruyorum.
Ama bazı yerler illaki eksik kalıyor yoksa çoooook uzar yazı iyice.
Hatam varsa affola.
Kendinize iyi bakın :)


17 Temmuz 2014 Perşembe

Oriflame Very Me Lady Lilac 2'li Far

Merhabalar,
Bugün konuğumuz Günün Makyajı yazımda da kullandığım Oriflame'in Very Me serisinden Lady Lilac isimli ikili farı.
Kendisini katalogdan 7 tl gibi bir fiyata sipariş etmiştim.

Böyle küçük ve açılması konusunda sağlam bir ambalaja sahip.
Rastgele açılabileceği konusunda şüphelerim var.
Ambalajı bence sağlam.

Görüldüğü gibi bir açık bir koyu olmak üzere iki renge sahip.
Soldaki daha lila tonluyken sağdaki morun daha koyu bir tonu.
Koyu olanı ışığa tuttuğunuzda içindeki mürdüm rengi yansımaları da görebilirsiniz.
İki renkte de az miktarda sedefli ışıltılar var.
Bunun yanında tozutma konusunda bir problem yaşamıyorum.
Pigmentasyon açısından ise orta karar bir ürün.
Dokunduğunuz anda çok rengini veremez bence.

Renklerin bileğimdeki uygulanmış hali yukarıdaki gibi.
Bir kaç kat sürerek bu renkleri elde ettim.
1,9 gr lık bu ürün pratiklik bakımından kullanışlı.

Sadece elimdeki bir sürü fardan kendisine pek sıra gelmiyor orası ayrı.
Ama mezuniyet için kepli fotoğraf çekiminde kendisini kullandım ben.
Kalıcılığı çok iyi değil ama far bazı ile epey dayanıyor.

Evet bugünlük de bu kadar.
Yorumlarınızı bekliyorum.

16 Temmuz 2014 Çarşamba

Urban Care Natural's Argan Yağlı Saç Maskesi


Merhabalar,
Uzun süredir saç bakımımdan bahsetmiyorum gibi geldi.
Bitmesine yakın hale getirdiğim saç maskemi anlatayım dedim ben de.
Ürünümüz Urban Care Natural's markasına ait argan yağı ve keratin içeren saç bakım maskesi.

Kocaman şişesini sıkarak çıkarabileceğiniz bir ambalaja sahip bir ürün.
Ambalaj yumuşak olduğu için ürünün ele gelmesi de kolay oluyor.
Özellikle saçlarımı boyattıktan sonra ciddi anlamda elimin gittiği bir ürün kendisi.

Arka kısımdaki yazıyı ne yaptıysam yeterince net çekemedim.
Paraben içermeyen, saç kırıklarının azalmasına yardımcı, saçı besleyip yumuşatan bir ürün olduğu yazıyor ama.
Kullanımında ise nemli saça kökten uca uygulayıp 1 dk bekletin diyor.
Ben her banyoda krem niyetine kullanıyorum doğrusu ama köklere sürmeden.
Çünkü egzamama ne yapar emin olamıyorum.

Ürünün kapağı bu şekilde ve açık kalmadığı sürece dökülüp akmaz.
Kıvamı ne çok akışkan ne çok katıya dönük.
Ele alınca saça yedirilip yayılması kolay oluyor ve yıkayana dek iyice işliyor.
Kokusu hafif ve hoş.
Zaten çok kalıcı değil yani hassasiyetiniz varsa bile koklayıp alınca sıkıntı çıkacağını sanmam.

Etkilerine gelirsek,
Ambalajı dolayısıyla uygulaması pratik.
Saça sürüp çok beklemenize gerek yok.
1 dk bile kalsa yumuşaklığı ve saçın akar gider gibi hissi elde edilebiliyor.
Boyalı saçlarımın keçe halini ortadan kaldırıp kolay tarama için yardımcı görevi görüyor.
Kırıkların oluşma hızı azaldı dersem yeridir.
Ama tek bu ürüne bağlamak yanlış olur.
Ben bir zararını görmedim şu ana dek de.

Benim memnun kaldığım ve tavsiye edebileceğim bir ürün oldu kendisi.
Kullandıysanız siz ne düşünüyorsunuz?

15 Temmuz 2014 Salı

Okudum Bitti #39 Sona Kalan


Merhabalar,
Bugünkü konuğumuz saygıdeğer Tess'imizden Sona Kalan kitabı.
Tess Gerrtisen'ın Rizzoli&Isles serisinden çıkan son kitabı.
Bu seriye de bir el atmayı düşünüyorum doğrusu :)

Kitap Adı : Sona Kalan
Yazar : Tess Gerritsen
Yayınevi : Martı
Baskı : 2014

İlk sayfada ufak bir ön bilgi ile başlıyor kitabımız.
Tabi sonra okurken acaba bunu yazar niye yazdı, nerden işe dahil olacak diye de düşünüyorsunuz ilerledikçe.
Üç küçük karakterimiz var bu kez Rizzoli ve Isles'a eşlik eden.
Claire, Teddy ve Will.
Üçünün ortak yanları ise korkutucu çünkü önce aileleri sonra da yanlarında kaldıkları koruyucu aileleri öldürülüyor.
Onların yanında olmalarına rağmen üçü sağ kurtulmayı başarıyor.
Tabi bir yerde cinayet varsa önce Rizzoli sonra da Dr. Isles işe karışmasa olmaz.

Dr. Isles halbuki evladı gibi gördüğü Julian ile güzel bir tatil geçirmek istese de ölüm peşini bırakmıyor kadının.
Mıknatıs gibi ölümü çekiyor ve peşinden sürüklüyor gittiği yere.
Julian'ın okulunda başlayan esrarengiz ölümler ve üç talihsizin de yatılı olarak bu okula gelmesi işlerin çığırından çıkması için yetiyor da artıyor bile.

Jane Rizzoli ise ikinci baharını yaşamak isteyen annesi ile onu terk edip giden babası arasındaki savaşın ortasında kalıyor.
Rizzoli ailesini mi tutmalı yoksa annesinin mutlu olmasına mı destek çıkmalı çok zor bir karar.
Teddy'e karşı üstlendiği koruması tavır ise kendisini yatılı okulun yollarında bulmasına neden oluyor.

Peşlerindeki ölümden hem kendilerini hem çocukları korumanın yollarını ve ölümün kimin tarafından geldiğini bulmak için fazla zaman yokken Rizzoli ile Isles aralarındaki buzları eritmek zorunda.

Yine soluk soluğa okunan, acaba ne çıkacak sonunda diye sabırsızlıkla sayfaları karıştırılan bir kitap olmuş.
Tabi ki sonunu tahmin etme yolundaki tüm tahminlerim yine boşa çıktı orası da ayrı.
Polisiyenin kraliçesinden harika bir kitap daha ve şiddetle tavsiye ediyorum.

Ve bir kaç alıntı...
" Bir ilişkinin dayandırılabileceği en sağlam şey, trajedi."

"Boston polisini ayılar yedi."

"Usta Yoda ne der bilirsin. ÇAlışmak diye bir şey yoktur, yapmak vardır."

14 Temmuz 2014 Pazartesi

Günün Makyajı #1

Merhabalar,
Blog yazmaya başlayalı bir buçuk sene oldu nerdeyse.
Makyaj yapmayı adam akıllı öğreneli ise çok daha kısa süre.
Eskiden bir maskara, bir kalem ile geçiştirdiğim makyajlarıma artık daha bir özenir oldum.
İzlediğim makyaj vloggerları ve denemelerim ise elimin alışmasına büyük fayda sağladı.
Mezuniyet makyajımı bile kendim yaptım özgüvenle.
Yaptığım makyajları artık yavaş yavaş fotoğraflayıp sizlere de göstermek istiyorum.
Bir aksilik çıkmazsa ara ara yaptığım makyajları ve kullandığım malzemeleri paylaşacağım.

İlk makyajımdan başlıyorum.
İlk iki fotoğraf uygulamanın bitmiş halini gösteriyor.


 Kullandığım malzemeler ise aşağıdaki gibi.

Nasıl yaptığıma gelirsek,
Önce Essence'in far bazını göz kapaklarıma uyguladım.
Oriflame'in Plum Garden farından kahve tonlu olanını göz kapağımın katlanma bölgesine uyguladım.
Ardından temiz bir fırça ile Oriflame'in 2'li Lady Lilac farının koyu renkli olanını tüm göz kapağıma yaydım.
Aynı fırça ile Wet n wild'ın Kitten farını orta ve dış kenarlara önce az miktar uyguladım.
Aynı farı bu kez dış kısma daha yoğun olacak şekilde geçip farların iyice birbirine karışmasını sağlayana dek fırça ile karıştırdım.
Golden Rose'un Purple Line paletindeki en koyu rengi sadece dış kısma V çizecek şekilde sürüp iyice dağıttım.

Essence'in kapatıcısını göz altıma ve göz pınarımdaki damarın oraya sürüp parmaklarımla iyice yedirdim.
NYC'nin 704A Warm Beige adlı pudrası ile kapatıcımı sabitledim.
Oriflame'in Plum Garden farındaki krem tonlu farı da göz pınarlarıma uygulayarak aydınlık bir görünüm elde ettim.
Son olarak da Essence'in Get Big Lashes maskrasını iki kat halinde kirpiklerime sürdüm.
Bilmek isteyen için makyajımı The Balm Instain allıklardan Hounstooth ve Oriflame rujlarından Dark Berry ile tamamladım.

Kirpik kıvırıcı kullanırken hep sakarlık yaptığım için kullanmayı tercih etmiyorum.
Makyajım Adana sıcağında akşama doğru sadece az miktar maskaranın akması ile genel anlamda hasarsız atlattı.

Makyajım nasıl olmuş?
Yorumlarınızı bekliyorum.


11 Temmuz 2014 Cuma

Kitap/Sinema Serileri #1 Harry Potter


Merhabalar,
Bugün yeni bir yazı dizisine başlıyorum.
Kitap ve/veya sinema serilerini anlatacağım bu yazı dizisinde kendi hayatımdan geçmiş, hem kitap hem sinema serilerinden bahsedeceğim.
Kitap olarak ortaya çıkmış daha sonra sinemaya aktarılmış serilerde ise iki alan için de yazı hazırlayacağım.

İlk konuğum, benim hayatımda tartışmasız kocaman bir yeri olan Harry Potter olacak.
Tanışmamız seriye 4. kitap olan Ateş Kadehi'ni "Ben bu kitabı bitirebilirim." şeklinde inat etmemle 2002 senesinde oldu, iyi de oldu.
Sonrasında ilk kitaba geçtim, filmini izledim ve Harry Potter aşkım aldı başını gitti.
Gelelim seriye.

1. Kitap : Harry Potter ve Felsefe Taşı
Harry Potter ailesini kaybetmiş, teyzesinin ailesi ile yaşayan ve onlar tarafından hor görülen bir çocuktur.
Bir gün kendi adına gelen bir mektup ile hayatı değişir.
Kendisinin bir sihirbaz olduğunu, ailesinin Karanlık Lord diye anılan Voldemort tarafından katledildiğini ve kendisinin ölümcül bir lanetten sağ kurtulan tek insan olduğunu öğrenmesi hayatını inanılmaz karıştırır.
Bir anda sihirli bir dünyaya adım atan Harry, kendisinden daha fazla onu tanıyan insanlar içinde hem yeni bir hayat kurmak hem de ölümden kaçmak zorunda kalır.
Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu'nda edindiği arkadaşlar, yaşadığı maceralar hayatının sonraki dönemleri için ilk basamak taşları görevini görecektir.

Kitabındaki hayalini kurduğun karakterler sinema uyarlamasında can bulduğunda artık benim için de hayatımda farklı bir sayfa açılmış oldu.
Kitabını okumak farklıydı, sinemada onları görmek farklıydı.
Hele ki 10 yaşında bir çocuk için paha biçilemez bir deneyimdi.

Kitap 2 : Harry Potter ve Sırlar Odası
Hogwarts'da ilk senesinin ardından teyzesinin evine dönen Harry'i büyüsüz, kısıtlamalar dolu bir yaz beklemektedir.
Ron ve Hermione'nin ise onunla iletişime geçmemesi işleri daha da zorlaştırmaktadır.
Harry, Hogwarts'a geri dönebilmek için canını dişine takıp elinden geleni ardına koymayacaktır.
Ama ölümün ve karanlık büyünün kol gezdiği Hogwarts artık Harry için güvenli olmaktan çok uzaktır.
Bu kitapta Harry ve arkadaşları Sırlar Odası'nın gizemini keşfedip karanlık taraf ile ilk gerçek savaşını yaşayacaktır.

Sıralar Odası'nın sinema uyarlaması kitaptaki akıcılığı ve heyecanı hissettirecek şekilde çekilmiş.
İlk filmden sonra seriye olan ilginin yitirilmemesi için dozunda aksiyon içeren ikinci filmde karakterlerin büyümesine resmen tanık oluyorsunuz.
Çocuk gözüyle bakılan oyuncular artık daha bir büyümüş oldukları için verdiği keyif de benim gözümde artmıştı.

 Kitap 3 : Harry Potter ve Azkaban Tutsağı
Hogwarts'da 3.senesine geçen Harry, daha ilk başta okuldan atılma korkusu ile başbaşa kalır.
Bunun yanında bir de Azkaban'dan kaçan ve kendisinin peşine düşen Sirius Black ile de mücadele etmek zorundadır.
Ruh Emiciler ile gerçekleşen ilk karşılaşma ise Harry'nin geçmişe dönük kötü anılarının gün yüzüne çıkmasına neden olur.
Bundan sonra onlara karşı da kendini korumalıdır.
Sirius Black ile ilgili başkalarından öğreneceği bilgiler ise Harry'i av değil avcı yapar.
Büyük karşılaşma ve sonuçları Harry'nin hayatında ciddi değişimlerin ve yankıları sonradan ortaya çıkacak sorunların da temelini oluşturur.
Zor bir üçüncü sınıf Harry ve arkadaşlarını beklemektedir.

Azkaban Tutsağı filmi, fantastik dünyanın bazı karakterlerine bakışı değiştirir nitelikte oldu benim gözümde.
Özellikle kurtadamlara yönelik tasvirimi etkiledi.
Bunun yanında gülmenizi sağlayacak hoş sahneler ile film renklendirilmişti.
Kitap karakterlerinin kişilikleri bu filmde daha bir gelişmiş ve duygusal yapıları daha iyi yansıtılmıştı.

 Kitap 4 : Harry Potter ve Ateş Kadehi
 Evet, benim Harry Potter maceramın başladığı kitap ile karşınızdayım.
Harry'nin Hogwarts'daki 4. senesi, Üçbüyücü Turnuvası'na ev sahipliği yapacaktır.
Beauxsbatons, Durmstrang ve Hogwarts arasında geçecek olan bu turnuva her okuldan bir kişinin seçilmesi ile başlayacaktır.
Fakat ölümle sonuçlanma ihtimali bile olan bu turnuvaya yaşı tutmamasına rağmen Harry'de katılmak zorunda kalacaktır.
Her aşama gayet zor ve tehlike dolu olsa da Harry çeşitli yardımlarla bunların üstesinden gelecektir.
Ama son aşamada onu çok kötü bir sürpriz beklemektedir.
Büyücülük dünyasının ise zor zamanları artık kapıdadır.
Üçüncü kitapta yapılan seçimler dördüncü kitap ile birlikte etkilerini göstermeye başlar.

Ateş Kadehi seride ve hayatımda bir kitap karakteri için ilk kez ağladığım kitaptır.

Ateş Kadehi filmi aksiyon dozunun bir tık daha arttığı, karakterlerin ilk aşklarını yaşadıkları ve heyecan duydukları film oldu.
Kitapta okuduğunuz sahneler filmde bence gayet iyi görselleştirilmişti.
Cedric Diggory karakteri ile karşımıza çıkan Robert Pattinson'ı ise Alacakaranlık sevenler gayet iyi bilir.

Kitap 5 : Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı
Nam-ı diğer tuğla şeklinde tabir edilen Harry Potter serisinin 5. kitabı ile artık yeni bir sayfa açıldı seride.
4. kitapta ete kemiğe bürünen Voldemort artık kanlı canlı karşımızda ve ciddi bir tehlike.
Harry ve arkadaşları Voldemort'a karşı ailelerinin başladığı işi kaldıkları yerden devralıyorlar.
Dombledore'un Ordusu, Voldemort'a karşı savaşta kendilerini eğitmeleri için Harry'nin yanında yerlerini alıyor.
Fakat onlara karşı göz açtırmamak için ellerinden geleni yapan Malfoy ve arkadaşları ile köşe kapmaca oyunu da başlamış şiddetleniyor.
Kehanetler'in yarattığı tehlikeler ve mal olduğu hayatlar bu kitapta ortaya dökülüyor.
Şiddetlenen aşk kıvılcımları ise yürekleri yakıp kavuruyor.

Zümrüdüanka Yoldaşlığı filmi artık kocaman olmuş karakterleri ile daha bir ciddi gelmişti gözüme.
Harry'nin saç kesimi bile daha ciddiydi :)
Tehlikenin ve aksiyonun kol gezdiği sahneler, yeniden beni ağlatan sahneler...
Of of dertlendim şimdi.
Acıyı içimde hissettim valla.
Bu filmi de çok sevmiştim yine tabi ki.

Kitap 6 : Harry Potter ve Melez Prens
Harry, Hogwarts'da 6. senesinde artık tüm sihir dünyası tarafından kabul gören Voldemort tehlikesi ile daha fazla mücadele etmeye başlar.
Ne zaman etmedi ki...
Karanlık Sanatlara Karşı Savunma öğretmeni olan Snape ise kan kusturmaya resmen yeminlidir.
İksir derslerini 'Melez Prens'i isimli birinin kitabından takip eden Harry, resmen deha haline gelir.
Dumbledore ile Voldemort'u alt etmenin yollarını arayan Harry'i daha fazla ölüm ve acı beklemektedir.
Hortkuluk isimli nesneleri bulma ve yok etme yolunda Harry ve Dumbledore büyük tehlikeler atlatacaktır.
Ama asıl tehlike hiç beklemedikleri bir anda Malfoy cephesinden gelecek ve inanılmaz yıkıcı olacaktır.

Kitaptan sinemaya uyarlamasında başarılı olunana bir diğer filmde yine Melez Prens oldu.
Hortkuluk avları, Tom Riddle'ın geçmişi, Ron'un maçları ve aşkları ve Harry'nin maceraları heyecan verici şekilde aktarılmış.
Muggle dünyası ile sihir dünyasının sınırları ortadan kalkarken her şey güzelce aktarılmış.
Hermione ve Ron'un çekişmesi, Ron'un komik halleri gülümsemeleri sağlayan nüanslar olarak yerleştirilmiş.
Düşünseli ziyaretleri gibi olaylardaki görsel efektler benim için ayrı bir zevkli oldu.

 Kitap 7 : Harry Potter ve Ölüm Yadigarları
Harry2nin ve arkadaşlarının 7. senesi daha çok kaçış ve keşfediş halinde Hogwarts'dan uzak geçiyor.
Dumbledore'un başladığı işin bitirilmesi gerekiyor ve bu çok stresli ve zor bir iş.
Harry artık kimin dostu kimin düşmanı olduğunu daha iyi anlıyor.
Sevdiklerini geride bırakıp geleceği için savaşmayı canı pahasına tercih ediyor.
4. kitapta başlayan ölümler son savaşta had safhaya çıkarak acı kayıplara neden oluyor.
Ölüm Yadigarları'nın başlattığı savaşı yine Ölüm Yadigarları bitiriyor.

Bu kitabın sonunu daha farklı beklesem de yazarın tercih ettiği son da tatmin edici oldu.
Son kısımda yapılan sürpriz ise ekstra güzel olmuştu.

2 parça halinde film çekme işini Harry Potter ile başlattılar dersek yalan olmaz herhalde.
Ardından gelen çoğu seri bu kuralı uygulamayı adet edindi.
Ne kadar iyi oldu dersek tartışılır.
Ama Ölüm Yadigarları'nda iyi oldu çünkü kitap tam olarak cidden yansıtıldı.

Gerçekten her şey sona erdi bu film ile.
Kitaptaki sürprizin sinemaya yansıtılış şekli de heyecan verici oldu.

Sinema uyarlamasında ilk ve son filmde oyuncuların değişimini de göstermek istedim size.
İlk film :)

Son film.
Değişim inanılmaz.
Sonuçta bir nesil sizinle büyüdü dersek yalan olmaz.

Sonuna kadar takdiri hak eden bu seri benim hayatımın da baş köşesine kuruldu.
Bir çok kez kendimi karakterler yerine koyup ben olsam ne yapardım dediğim çok an oldu.
İlkokulda başladığım bir seri filmleri ile birlikte ben üniversitedeyken bitti.
Bir 10 sene sürdü maceram herhalde.

Seri ile ilgili daha çok konuşabilirim ama burası için bu yayın bile çok uzun oldu.
Eğer sonuna dek okuduysanız yüreğinize sağlık.

Harry Potter serisi fanlarından var mı aranızda?
Ayrıca yazmamı istediğiniz seriler varsa söylerseniz sıraya koyabiliriz de.
Fikirlerinizi merakla bekliyorum.

Hadi kendinize iyi bakın.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...