16 Eylül 2014 Salı

Mim - Kitap Kahramanları


Merhabalar,
Bu hafta odamda tadilat olduğu için blogla pek ilgilenemeyeceğim.
Bundan 10 sene önce dekore edilen odam, artık 22 yaşındaki genç bir bayanın zevkine göre tekrar dekore ediliyor.
Boyası, yeni eşyalarımın taşınması, düzenleme, yerleşme derken epey yoruluyorum.
Ama tatlı bir yorgunluk bu :)
Bu arada odadan 250 civarında kitap taşıdım, onların odaya geri sığdırılışı nasıl olacak bilmiyorum.

Bugün size bir kitap mimi hazırladım, arada kaçamak niyetine.
Sevgili Kitap Keyfimm blogunun mimlediği Kitap Kahramanları mimi ile size eğlenceli bir yazı hazırladım.
Hadi başlayalım.

1. Gerçek hayatta var olmasını dilediğin kitap karakteri?
En zor soru, ilk soru olmuş. O kadar çok var ki aklımda gerçekten var olmasını istediğim. Ama tek bir seçeneğim var. O yüzden Eragon demek istiyorum ben. Gerçekten olması beni mutlu ederdi. Ben bir severim kendisini.

2. Hangi kitap karakterini teselli edip arkalarını sıvazlamak isterdiniz?
Harry Potter serisinden Draco Malfoy dersem çok mu şaşırtıcı olur :) Her kötülüğüne rağmen o Voldemort'un baskısı ile kendini kötü hissettiği anlarda teselli etmek istedim ben onu ya. 
Bir sempatim var zaten karaktere. Ama benim bir çok kötü karaktere sempatim var. Malfoy'da onlardan biri sadece.

3. "Ayy yerim ben seniiiii, kuzuuum." deyip kucaklamak istediğiniz karakter?
Travis Maddox demek istiyorum buna.
O tatlı sert aşık halleri ile tam yemelik bir kötü çocuk.
Yani benim için kötü çocuk, insanların acıdan yanıp yanıp yemeye devam etmeleri gibi bağımlılık yapıcı biri.

4. "Al, götür beni uzaklara. Kaçalım buralardan," demek istediğiniz kitap karakteri?
Vampir Günlükleri serisinden Damon'ı verin bana. Biz kaçalım, böyle epey uzaklara gidelim. Hem sadece benim olsun Damon, sadece benim benim...

5. Hangi kitap karakteriyle aynı takımda olmayı tercih ederdiniz?
Bu soru için Harry Potter gibi aynı iki takım arasında kaldım desem, Griffindor ve Slytherin. Benim seçmen şapkaya cevabım sanırım yine Harry gibi Griffindor olurdu. Harry var, ron var, Hermione var. Eğlenceli olur.

6. En çok hangi kitap karakterine "Aferin goççuuum," demeyi isterdiniz?
Buna cevabım aslında iki kişi. Harry Potter'dan Fred ve George Weasley ikizlerine her şeye rağmen o cadı Umbridge'i deli ettikleri için kocaman bir "Aferin goççuuum," demek isterdim. Zümrüdüanka Yoldaşlığı'nda sınav zamanı ortalığı cümbüş yerine çevirmeleri ve Umbridge'in yüz ifadesi çok güzel olmuştu.

7. En çok hangi kitap karakterine kafa göz dalmak isterdiniz?
Uyumsuz serisinden Tris. Valla elime geçirsem değil kafa göz dalmak kulaklarından sallandırırdım. Ne gıcık olmuştum son kitapta özellikle ya.

8. İki tokat atıp " Kendine gel," demek istediğiniz kitap karakteri?
Tatlı Bela'dan Abby'e gerçekten iki tokat atıp kendine gel demek lazımdı. Travis'i o kadar üzdü, içim yandı.

9. "Bundaki güç bende olsa vaarrr yaaa!" dediğiniz kitap karakteri?
Alacakaranlık'tan Edward'daki zihin okuma gücünü istiyorum ben. Öyle bir güç çok güzel olurdu şahsen. Hihi :D

10. Sizce, sizinle en iyi arkadaşlığı hangi kitap karakteri kurardı?
İlk aklıma gelen cevap farklıydı ama sonradan fark ettim. Biz Jane Rizzoli ile çok iyi arkadaş oluruz. Birlikte ordan oraya koşardık.

11. En çok evinize götürüp saklamak istediğiniz karakter?
Bir FMA kitabı olan Seni Sevmek İstemedim'den Doğan'ı eve götürüp saklayabilir miyim? Lütfen lütfen lütfen :) FMA karakterlerinden en sevdiğim herhalde Doğan'dır. Adam yakışıklı, güçlü, eğlenceli (gülümsemeyi bilen erkekler daha iyidir her zaman), sevgi dolu e daha ne olsun ya.

Ben yazarken çok eğlendim bu mimde.
İnşallah siz de okurken eğlenirsiniz.
Yapmak isteyen herkesi mimliyorum.
Yapınca yorum bırakırsanız ben de seve seve okurum.
Kendinize iyi bakın.


12 Eylül 2014 Cuma

Okudum Bitti #48 Senden Önce Ben


Merhabalar,
Bugün yine çok güzel bir kitap ile karşınızdayım.
Ben bu kitabı okumak için niye bu kadar geç kalmışım dediğim, beni derin derin düşündüren bir kitap Senden Önce Ben.

Kitap Adı : Senden Önce Ben
Yazar : Jojo Moyes
Yayınevi : Pegasus
Baskı : 2013

Louisa Clark hayattaki ufak detaylardan mutlu olmayı bilen, rengarenk giyim tarzı ile dikkat çeken, neşesi yerinde bir kadındır.
Çalıştığı kafenin kapanması ile işsiz kaldığında aslında o kadar da üzülmemiştir tabi ailenin yükünün üzerine kalacağını ilk başta bilmemektedir.
Babasının her an işten çıkarılma tehlikesi ile karşı karşıya kalması nedeniyle yeni bir iş aramak zorunda kalır.

William Traynor yakışıklı, karizmatik, zeki, adrenalin ve macera meraklısı, başarılı bir iş adamıdır.
Hayatının en güzel yıllarını yaşarken bir sabah hayatı tepe taklat olacaktır.
Bu kadar hareketli bir adamın düşeceği durum onu hayatının en zor kararını almaya itmiştir.

İkilimizin yolu ise bu karara ve Will'in başına gelen trajik olay ile kesişecektir.
Artık Lou kendi hayat enerjisi ile Will için de yaşayacaktır. 

Tanıtımımızdan sonra gelelim kitabın bendeki etkilerine.
Spoil vermemeye çalışacağım :)
Lou'nun şu anki halini almasına neden olan olayı öğrendiğimde ufak çaplı bir şok yaşadım.
Ama bu şok Will'in kararının yanında devede kulak kaldı resmen.
Will'in yerinde olsaydım ne yapardım diye düşündüm derin derin.
Allah kimseyi o duruma düşürmesin diyorum.

Arada gözlerim doldu hele ki sonunda çok fena oldum.
Öyle bir etkilenmişim ki kendi hayatımı ve Lou gibi fark etmediğim özelliklerimi de düşünmeye başladım.
Bir kitap size hayatınızı sorgulatıyor ise bence o kitap faydalıdır.
Senden Önce Ben ise kesinlikle faydalı kategorisine giriyor.
Daha ne söylesem ki.
Alıp okuyun, pişman olacağınızı sanmam.


11 Eylül 2014 Perşembe

Golden Rose Rich Color Oje - 10 Numara


Merhabalar,
Bir oje yazısı ile daha karşınızdayım.
Aslında oje koleksiyonum git gide büyüyor ve artık almamam gerekiyor.
Bozulmadan hepsini bitirmem mümkün olmayacak yoksa.
Tabi oje tutkunlarını da yavaş yavaş anlıyorum desem yeridir :)

Evet bugünkü konuğumuza gelirsek Golden Rose Rich Color serisinden nude rengi ojem olan 10 numara.
Bu serinin toplam 3 rengi var bende şu an.
Özellikleri genel anlamda aynı gibi diyebilirim.
O yüzden bu renginde gördüğüm farklılık sayılabilecek şeyleri söyleyeyim size.

Bu nude renkli oje fırçaya yeterince ürün aldıysanız tam bir örtücülük sağlıyor.
Tırnağınızı belli etmiyor.
Ama biraz az alırsanız ikinci bir kat sürme gereksinimi doğuruyor.
Azdan kastım, fırçayı iyice sıyırıp kullanırsanız daha az ürün gelir ya o işte.
İkinci kat sürümü ile tamamen kapatıp hiç bir boşluk bırakmıyor.
Yapısı zaten kalın olunca biraz da kalıp gibi duruyor.

Hızlı kuruması, renginin güzelliği gibi özellikleri ile gönlümü fetheden şahane bir nude oje.
Gördüğünüz yerde alıp şans verin derim.
Aklımda siyah rengi var bu ojenin bir de (sanki 2 tane siyah ojem yokmuş gibi).

Siz bu ojeyi hiç kullandınız mı? 
Ya da seriden tavsiye edebileceğiniz başka renk var mı?
Tavsiyeleri ve yorumları bekliyorum.


10 Eylül 2014 Çarşamba

Garnier Saf & Temiz Arındırıcı Sıkılaştırıcı Tonik

Merhaba sevgili okuyucularım,
Sonunda aradığım toniği bulduğumu düşünüyorum.
Çok tonik denedim bugüne kadar ama bu kadar memnun kaldığım henüz olmamıştı.

Konuğumuz Garnier Saf & Temiz Arındırıcı Sıkılaştırıcı Tonik.

Mavi içindeki tonik miktarını görebildiğiniz bir şişede, sağlam kapaklı 200 ml lik bir tonik kendisi.
İçinde salisilik asit ve çinko türevleri var.
Vaatleri; yağlanmayı kontrol altına almak, gözenekleri sıkılaştırmak, cildi matlaştırmak ve cilt problemlerine karşı savaşmak.

Arka kapak yazısı da yukarıdaki gibi.
İçeriğini de görebilirsiniz.

Peki ben niye bu kadar sevdim bu toniği?
Öncelikle yüzüme uygulayınca inanılmaz bir ferahlık sağlıyor.
Yüz yıkama jelinden kaçan kir varsa söküp atıyor, derinlemesine temizliyor.
Yüzümü sıkılaştırıyormuş gibi biraz gerginlik hissettiriyor.
Gözenekler sanki daha iyi durumda bence.
Yağlanma derseniz de onu pek etkilemedi bu tonik.
Tabi olumsuz yanı da var azıcık yakması ve kokusunun keskinliği.

Ben bu tonikten memnun kaldım bitinceye kadar fikrim değişmezse tekrar almayı ve devam etmeyi düşünüyorum.
Hassas ve kuru bir cildiniz yoksa tavsiye edebilirim size de.

9 Eylül 2014 Salı

Avon Glimmerstick Cosmic Göz Kalemi Silver Eclipse

Merhaba haftanın ikinci gününden hepinize,
Yazı ne de çabuk bitirdik diye düşünüyorum, sizce de öyle mi?
Biraz melankolik bir gün benim için.
Bugüne de rengi de bana melankolik gelen sonbaharlık bir göz kalemi yaraşır ne dersiniz?
Konuğumuz Avon Glimmerstick Cosmic serisinden Silver Eclipse.

İsmi bile farklı aslında. 
Gümüş tutulma.

Kaleme ilk bakınca aslında lacivertin soluk bir rengi mi yoksa gümüşün maviye çalan halimi anlamak biraz zor.
Sürünce bile yansıması nedeniyle iki kategoriye giriyor göreceğiniz gibi.

Asansörlü olması sayesinde açma derdinden kurtarıyor.
Rengini bastırma şiddetinize göre veriyor.
Yani az bastırırsanız soluk dururken çok olmamak suretiyle biraz daha bastırır ya da üzerinden geçerseniz daha koyu görünüyor.

Yukarıda gri-gümüşün maviye çalan tarifime daha iyi duran hali mevcut.
Benim gözüm öyle görüyor en azından :)
Fark edeceğiniz gibi içinde renkli ışıltılar var.
Ama çok küçük oldukları için sim gibi göze batmıyor.

Bu resimde ise lacivertin daha belirgin olduğunu görebilirsiniz.
Tam güneş ışığında ve bir kaç kat geçinceki sonuç bu şekilde.

Nereye çekmek isterseniz oraya gidecek bir renk gibi geliyor bana.
Kalıcılığı güzel ve akma yapmıyor.
Temizlenirken düzgün bir temizleyici ile sorunsuz çıkar ama ışıltıları da iyi temizlemeniz lazım tabi.
Bazı ürünler dağıtıp çıkarılmasını zorlayabiliyor çünkü.

Fiyatı da kataloga göre 6-7 tl ye kadar düşüyor.
Böyle bir renk istiyorsanız tavsiye edebilirim.

8 Eylül 2014 Pazartesi

Okudum Bitti # 47 Sultanı Öldürmek


Merhabalar,
Bu haftaya bir kitap yorumu ile başlamak istiyorum.
O yüzden bugün size bildiğimiz Ahmet Ümit kitaplarından biraz farklı bir kitabın yazısını hazırladım.
Okurken çok beğendiğim ve aynı zamanda imzalı olan kitabım Sultanı Öldürmek.
Kitap Adı : Sultanı Öldürmek
Yazar : Ahmet Ümit
Yayınevi : Everest
Baskı : 2013

Ahmet Ümit Türkiye'deki bana göre en iyi polisiye yazarlarından biridir.
Bu kitabı diğer bir çok kitabı gibi polisiye ve tarihin güzel bir harmanından oluşuyor.
Ve asıl sürpriz ise bol bol psikolojik tahlilin olması.
Nasıl yani derseniz...

Prof. Müştak Bey, Türkiye'nin en iyi tarihçilerinden biri olmanın yanında aslında amansız da bir aşıktır.
Evet hem profesör hem de amansız bir aşık olan 60lı yaşlarda bir adamdan bahsediyoruz.
Sevdiği kadın onu terk edip Amerika'ya gideli seneler geçmiş olsa da yine de onu unutmayıp sevmekte.
Senelerce aramayan kadın ise bir gün ansızın damdan düşer gibi arar ve yemeğe çağırır.

Ve asıl olay Müştak Bey'in kendini nasıl geldiğini hatırlamadığı bir anda eski sevgilisinin apartmanında bulması ile başlar.
Sevgilisinin evine gittiğinde ise onu, kendi hediyesi mektup açacağı ile öldürülmüş halde bulur.
Şimdi o ana kadarki olanları hatırlamayan Müştak mı katildir yoksa başka biri mi?

Yaşının ilerlemesinin ve aslında saplanmış kalmış olduğu sevginin yorgunluğu içindeki bir zihin sahibine neler yapabilir?
En büyük yardımcılarımızdan olan beynimiz bir anda nasıl düşmanımız haline dönüşür?

Başkomiser Nevzat'ın üstlendiği bu cinayette katil olduğunu düşünen bir adamın hem kendinden hem polislerden kaçışı ve o sırada düştüğü durumlar üzücüydü bence.

Ahmet Ümit, bu kitapta İstanbul'un fethini etkileyici bir dille anlatırken tüylerim diken diken olmadı dersem yalan olur.
Aynı zamanda ortaya koyduğu psikolojik savaş hali biraz yorucuydu.
Suç ve Ceza'yı okuyanlar bilir Raskovnikov'un yaşadığı sinir harbi ve psikolojik kargaşanın daha yaralayıcı hali bu kitapta mevcut.
Yaralayıcı diyorum çünkü insanın kendi zihnine karşı girdiği savaş onu çok feci yerlere sürükleyebiliyor.

Bildiğimiz Ahmet Ümit kitaplarından farklı yapısı ile bu kitap size bazı insanların yaşadığı hastalıklara karşı daha hoşgörülü olma kapısını açıyor.
İçine düşmeyen insanların bilemeyeceği ruh hali çok güzel anlatılmış.
Ve işte alıntılar :

"İnsanın doğadan başka sığınacak yeri yoktur."

"Padişahın yüce tahtı yerine, Allah'ın verdiği hayırlı baht evladır."

"Tarihi, halk kitlelerini peşlerinden sürükleyebilen liderler yapar."


7 Eylül 2014 Pazar

Aman Dikkat Arkadaşlar ve Yardım Lütfen!


Merhaba arkadaşlar,
Bu saatte yazı girmemin iki nedeni var şu an.
Birincisi internette dolanan Netmahal ve Portalsepeti adlı iki adet virüs konusunda sizi uyarmak.
Tabi sadece uyarmakla kalmayıp benim Google Chromemuma bulaşıp 2 gündür beni delirten Netmahal'den nasıl kurtulduğumu size söyleyerek yol göstermek de istiyorum.
Bu bahsettiğim iki virüs arama motorunuza bulaşıp ayarlardan düzeltmek istediğinizde yöneticinizi kitlediği için sizi zor duruma sokuyor.
Normal virüs koruma programları ne yazık ki bu iki virüs için yetersiz kalabiliyor.
Bende Hem Microsoft Essential hem YAC olmasına rağmen bulaşmıştı.

Peki nasıl sorunu çözeceksiniz?
Çözüm işlemi çok detaylı ve uzun, o yüzden uzmanına yönlendireceğim sizi.
Adım adım tarifleri uygularsanız sorunu çözeceğinizi umuyorum, ben çözdüm en azından.

Netmahal'den kurtulmak için:
http://uzmanim.net/soru/netmahal-tarayici-korsani-nasil-temizlenir/5470

Portalsepeti'nden kurtulmak için :
http://uzmanim.net/soru/portalsepeti-tarayici-korsani-nasil-temizlenir/5395

Bunun dışında ikinci konuya gelirsem, işte bu konuda yardım lazım bana.
Henüz çözemedim.
Bloglara yorum yapmak istediğimde ,sadece bilgisayarımdan olmak üzere, yorum yapamıyorum.
Aşağıdaki yorum kutucuğuna yorumumu yazıyorum ancak "Yorumlama Biçimi" kısmında Google Hesabı geliyor ve yorumum gitmiyor.

Önceden bu kısımda cansudandünyaya yazardı ama şimdi Google Hesabı yazıyor ve yorumlarım ulaşmıyor.
Ama bu sorun sadece bilgisayardan yorum yapmak istediğimde oluyor.
Telefondan yorum yapabiliyorum.

Bu sorunu nasıl çözeceğim bilen var mı?
Yardımlara açığım, lütfen.

6 Eylül 2014 Cumartesi

Okudum #46 Zor Kadın

Merhabalar,
Bir Fatih Murat Arsal kitabı ile daha karşınızdayım.
Bu seferki konuğumuz Zor Kadın.

Kitap Adı : Zor Kadın
Yazar : Fatih Murat Arsal
Yayınevi : Ephesus
Baskı : 2014

FMA kitaplarında karşılaştığım en ilginç karakter ismi ile başlıyoruz.
Ecrin güzel, iyi kalpli, biraz çocuksu biraz kadınsı ama hayat dolu bir kalp taşıyan bir kızdır.
Babasından ona kalan kreşin sahibi ve öğretmenidir.
Fakat bu kreş artık onun için gitmesi zor bir yoldur.

Ateş, ismi gibi kendisi de ateş gibi, gerektiğinde dokunduğunu yakıp kül eden gerektiğinde sıcacık sarıp sarmalayan yakışıklı ama kötü şöhretli bir adam.
İstediğini elde etmeye alışmış bir adamın karşısına elde etmesi neredeyse imkansız bir şey çıkarsa ne olur?
Tabi ki onu alana dek her yolu dener.
Buna kendini bir evliliğin içinde bulması dahil.

Ecrin ile Ateş'in yolları kesiştiğinde ne Ecrin bu kadar huysuz ve yakışıklı bir adamla karşılaşacağını biliyordu ne de Ateş bu kadar güzel ve insanın içine işleyen bir gülümsemesi olan bir kızla karşılaşacağını biliyordu.

ateş'in Ecrin'i elde etmek için başvurduğu yollar ve Ecrin'in Ateş'i püskürtme yöntemleri kimi zaman sizi güldürecek kimi zaman da üzecek.

Ve kitabın sonunda yaşanan o olay beni bir FMA kitabında beklediklerime göre üzdü.
Çünkü son kısım azıcık biraz aceleci olmuştu sanki.
Onun dışında karakterlerin anlatımları, yaşadıkları, ikilemleri ve aralarında geçenler yine sevdiğim gibiydi.

Daha alınıp okunacak FMA kitapları var ama hangi ara alacağım bilemiyorum.
Okunacak çok kitap var elimde ve benim günde 24 saatten fazla vaktim yok.
Okuma hızım düşmüşken tekrar arttırmam gerek sanırım.

Evet bir yazının daha sonuna geldik.
Kendinize iyi bakın.

5 Eylül 2014 Cuma

Bitirme Projesi #3


Merhabalar,
Uzun süredir hep al al al yaptığım için evde bir sürü şey birikti ki artık kara kara düşünmeye başladım.
Hayır aldığım hızda tüketsem içim gam yemeyecek.
Her seferinde almayacağım demelerim de işe yaramadığı için bir bitirme projesine başlayayım ki kendimi tutayım diyorum.
Yalnız bu proje bakım ürünleri ağırlıklı çünkü şu an çalışmadığım için makyajı haftada bir iki ancak yapıyorum.
Zaten dışarı çıkmıyorum sıcakta, o yüzden bakım ürünlerini bitireceğim şimdilik.
Çalışmaya başlarsam inşallah kozmetik üzerine de bir proje başlatacağım.

Bir Avon siparişim gelecek, onun dışında yılbaşına dek elimde türevleri olan şeylerden stok namına almayacağım.
Türevden kastım el kremi, vücut kremi, saç kremi, parfüm, dudak balmı, saç bakım yağı, şampuan, duş jeli gibi ürünleri elimde kullandığım haricinde kalmadığı sürece alınmayacak.
Ev krem dolmuş resmen ve ben hangi ara bu kadar kremi bitireceğim bilmiyorum.

Neyse lafı dana fazla uzatmayayım ve projedeki ürünlere geçeyim.
Avon Mood Therapy Duş Jeli : Yeni aldığım bir duş jeli ama kokusunu pek beğenmedim. Eskilerine göre hem çok sıvı hem de kokusu hiç kalmıyor. Her banyoda kullanıldığı için biter.
Nivea Duşta Vücut Kremi : Kendisi Adana sıcaklarında kurtarıcım oldu. Kremleri bitirme isteği nedeniyle projeye dahil oldu. Biter.
Bioblas Yavaş Uzayan Saçlar İçin Şampuan : Kokusundan nefret ettim artık ve saçlarıma değil fırçalarıma yıkama amaçlı kullanacağım. İnşallah biter.
Salicade Şampuan : Gördüğüm en bereketli şampuan neredeyse. E haftada 2 kez kullanınca da bitmiyor. Nasıl bitecek diye kara kara düşünüyorum.

Pantene Argan Yağlı Elixir : 1 senedir kullan kullan bıktım. Kokusundan da bıktım. Nasıl bitecek bilmiyorum ama bitecek.
Yves Rocher Saç Bakım Yağı : Düzenli kullanmıyorum diye aylardır elimde sürünüyor. Acaba yılbaşına dek her banyodan önce kullanıp bitirebilir miyim diye düşünüyorum. Deneyeceğim.
Diadermine Göz Makyaj Temizleyici : Makyajı temizlerken bazen zorlansa ve az makyaj yaptığım için pek kullanılamasa da biter diye umut ediyorum.
Nivea Black&White Roll-On : Artık yeterince iyi korumuyor, sanırım cildim alıştı. Bitsin de kurtulayım istiyorum.

Wish of Love Parfüm : Kokusundan sıkıldığım ve ara ara bitsin diye odaya sıktığım parfümüm. İnşallah bitecek.
Oriflame Göz Kontür Jeli : Ne kadar işe yaradığını henüz çözemedim çünkü düzenli kullanmıyorum. O yüzden düzenli kullanıp yazısını yazacak hale gelsem yine yeter bana. Projedeki bitirmeyi beklemediğim tek ürün.
Avon Dudak Balmı : Ne bereketli ürünse kullan kullan bitmiyor. Zaten makyaj altına kullanamayacağım kadar ıslak yapılı o yüzden evde kullanıyorum ancak. Belki biter ya :)
Isana Üreli El Kremi : Küçük kaptaki kadar kaldı. Büyükten alması zor oluyordu diye buna aldım. Ayak kremi niyetine kullanıyorum ve bitireceğim.

Oriflame Pure Skin Maske ve Yüz Temizleyici : Önce yüzünüzü temizleyip sonra maskesini yapıyorsunuz bu üründe. Haftada bir kere yapsam 1 ayda biterler. Ben de kurtulurum.

Göz kontür jeli hariç hepsini bitirmek istiyorum seçtiklerimin.
Çoğunlukla bıktığım ya da artık sevmediğim ürünler olduğu için zorlu bir proje bekliyor beni.
Bitince belki kendime ödül veririm :)
Evet böyle motive edebilirim kendimi.

Eğer siz de bitirme projesi yapmayı düşünüyorsanız bana katılabilirsiniz.
Eşlik etmek isteyenleri bekliyorum.
Haydi fazlalıklardan kurtulalım ve kendimize yer açalım.

4 Eylül 2014 Perşembe

Emily Long Lasting Dudak Kalemi - 213


Merhaba herkese,
Dudak kalemleri konusunda Emily markası uygun fiyatlı güzel ürün arayanlar için biçilmiş kaftan.
Bugün size Emily markasının Long Lasting serisine ait 213 numaralı dudak kalemini anlatacağım.

Özellikle rengi ile koyu renkli bordo rujlar için iyi gidecek bir ürün kendisi.
Rengini bordodan kahveye dönük şeklinde tarif edersem tam olur sanırım.
İçinde çok minicik ışıltılar ve bakırımsı yansımalar da mevcut dikkatli bakınca.


Bordo ya da çok koyu kırmızı tonlu rujların altına sürdüğümde çerçeveleme ya da tüm dudağa yaymama göre etkisi değişkenlik gösteriyor.
Çerçeveleme yapınca rujun dağılmasını engelliyor.
Tüm dudağa yayınca rengin biraz daha koyulaşmasına neden oluyor ama rujun kalıcılığını da epey arttırıyor.

Sürümü yağ gibi akan cinsten değil ama kolay.
En azından hata yapmanıza neden olacak bir akışkanlığı yok.
Tek başına da kullandığım zamanlar oluyor ruj niyetine.
Kurutuculuk özelliği evet var o yüzden tek kullanınca nemlendirici sürüyorum üzerine.
Bir şey yemeden uzun saatler dudağımdan kımıldamıyor.

Fiyatının 1,50 tl civarında olduğunu düşünürsek performansı çok iyi kalıyor.
Gördüğünüzde mutlaka denemedinizi tavsiye edeceğim ürünlerden kendisi.


3 Eylül 2014 Çarşamba

Okudum Bitti #45 Kitap Hırsızı


Merhabalar,
Kitap okumayı sevmeyen insanların aslında kendileri için doğru tarzı bulamadıklarına inananlardanım.
Eğer çok farklı tarzlarda kitap okumazsanız kendiniz için doğru tarzı bulma ihtimaliniz de olmaz.
Bunun sonucu tarzı sevmediğiniz için hayır ben kitap okumayı sevmiyoruma döner durum.
Kitap okumaya başladığım senelerden itibaren o kadar çok tarzda kitap okudum ki say say bitmez.
Fantastik, bilim-kurgu, tarih, aşk, kişisel gelişim ve bilim kitapları aklıma ilk gelenler.
Ama bu sayede en çok neleri sevdiğimi de öğrendim.
Özellikle 1. ve 2. Dünya Savaşlarını anlatan tarihi romanlar sevdiklerimin arasında yer alır.
Bugün de bunlardan biri olan Kitap Hırsızı ile karşınızdayım.
Kitap Adı : Kitap Hırsızı
Yazar : Markus Zusak
Yayınevi : Martı
Baskı : 2012

Baş karakterlerimiz iki isim aslında burada.
Ben ise yazımda sadece birini anlatacağım çünkü diğerinin kim olduğunu bulmak size kalsın istiyorum ve buna pişman da olmazsınız yani.
İlk karakterimiz Liesel adında küçük bir kız.
Nazi Almanyasında ailesinden geriye kalan tek kişi olarak, bakıcı bir ailenin yanına yollanan kızımız bu yeni evinde hayatının en önemli yıllarını geçireceğini aslında bilmiyor.

Yahudileri düşman görmeyen boyacı bir adam, çamaşır yıkayarak ailesine destek olan sert bir kadın ve yeni evine uyum sağlaması gereken küçük bir kız.
Hem de hepsi Hitler'in Almanyasında yahudi soykırımının başlamasından çok da uzak olmayan bir zamanda.

Liesel burada hayatı öğrenecektir hem de en acımasız haliyle.
Sevgiyi, dostluğu, insanın içinden gelen iyiliğin ırk, para, yer göz etmediğini öğrenecektir.
Acıyı, ölümü, bir insanın aslında neleri yapacak güce sahip olduğunu öğrenecektir.
Söylenmek için geç kalınmış sözlerin insanın canını nasıl acıttığını öğrenecektir.

Nazilerin nasıl bir bağlılıkla davalarına sahip çıktıkları bu kitapta gayet açıklayıcı bir şekilde işlenmiş.
Küçük çocukların ailelerine yükledikleri sorumlulukların bazen ne kadar ağır olabileceği, çocuk kafasıyla yapılanların birilerine aslında nasıl tehdit oluşturabileceği anlatılmış.
Umutları olan insanların umutları tek tek ellerinden alınırken nasıl çaresiz kaldıkları anlatılmış.

Kitabı sonuna kadar merakla okudum.
Sonunun bu kadar acı vereceğini ise bilseydim geciktirmek için elimden geleni yapardım.
Hayatınızda okuyacağınız en etkileyici kitaplardan biri bence.
Şiddetle de tavsiye ediyorum.

2 Eylül 2014 Salı

Note Oje - 39 Antique Copper


Merhaba,
Note Kozmetik ile ilk tanışmam ojeleri aracılığıyla oldu sonunda.
Aldığım yerde 2 tane alana 1 tane hediyeydi.
Ben de 3 tane aldım ve ilk ile karşınızdayım.
39 numaralı Antique Copper.

Oje güzel bir bakır rengine sahip.
İçinde daha canlı bakırımsı kırmızımsı yansımaları var.

Ojelerin üzerinde hem üretim hem son kullanma tarihlerinin olması güzel bir özellik.
Ayrıca o oktan kağıdı kaldırınca içindekilerin de listesini görebilirsiniz.

Bir çok oje markasına göre daha kalınca bir fırçaya sahip.
Tek sürüşte epey alanı boyayabiliyor.
Bunun yanında yapısının ince ve biraz fazla akışkan olması tam rengi elde etmek için tek katın yetmemesine neden oluyor.
Sürerken kurumadan ikinci katı geçmek isterseniz ojeyi toplayıp sıyırabiliyor.
Bu rengin örtücülüğü ikinci katta tam oluyor.

Kuruma hızı çok iyi değil ama çok da uzun sürmüyor.
Ben sıkıntıyı oje kurutucu ile çözüyorum.
Kalıcılığı benim için iyiydi, parmağımda kaldığı iki gün boyunca soyulma olmadı.

Renginin güzelliğinden dolayı önerebileceğim bir oje ama daha kapatıcı, sıkıntısız oje isterseniz başka markalarda bu renge benzer ürünler de mevcut.

Bugünlük bu kadar, kendinize iyi bakın.

1 Eylül 2014 Pazartesi

Diadermine Hassas Göz Makyaj Temizleyicisi

Merhabalar  sevgili okuyucularım,
Ben sanırım uslanmayacağım biliyor musunuz?
Diadermine markası ile anlaşamama rağmen yine gittim ondan bir ürün aldım.
Tabi sonuç yine mi hüsran derseniz cevabı yazının devamında.

Ürünümüz Hassas Göz Makyaj Temizleyicisi.
Bu ürün farklı olarak kullandığım son makyaj çıkarma ürünüm olabilir.
Çünkü daha çok memnun kaldığım başka bir ürünüm var.
Onun yazısı da gelecek yakında.
Şimdi dönelim Diadermine'e.
Böyle küçük 125 ml lik bir ürün kendisi.
Mavi renkli, tek fazlı bir sıvı içeriyor.
En azından çalkalama derdi yok ona seviniyorum.

Makyajı yağlı bir tabaka bırakmadan temizlediğini söylüyor.
Evet buna katılıyorum, yağlı bir his bırakmıyor kullanırken.
Tam tersi göz çevrenizi kurutmaya meyilli bir ürün, bendeki etkisi bu yönde oldu.

Makyaj temizleme pamuğuna döküyorum yeterli miktarda.
Gözümün üzerine koyup hafif bir baskı ile 60 a kadar sayıyorum.
Sonra biraz dairesel hareketler çizip pamukla gözümde, en son aşağıya doğru olacak şekilde siliyorum.

Sonuç?
Maskara, far ve kalemin bir kısmı kalıp gibi çıkıyor.
Ancak geri kalan kısımlar gözümde kalıyor ve onları silmek için biraz uğraşmam gerekiyor.
Kirpik diplerimde kalan maskarayı ve kalemi iyice dağıtmadan temizlemek, işte burada zurna zırt diyor.
Bir de waterproof kalemi çıkarmayı deneyin hele.
Aman Allah'ım bildiğiniz rakuna dönüyorsunuz ve çıkmıyor.
İstediğiniz kadar silin, illa ki daha iyi bir temizleyici ile tekrar geçmek gerekiyor temizlenmesi için.
O arada yıpranan ve kızaran gözler de yanınıza kalıyor.

Temizlerken çok döküp göze kaçırmadığını sürece yakma yok.
Hani Nivea'da cayır cayır yakar ya o his yok Allah'a şükür.

Genel olarak bakarsak waterproof makyaj hariç sonuç ortalama ama waterproof da felaket.
Tekrar almayı düşünmediğim ürünler listesine de girmiş oluyor böylece.

Seveni var mı merak ediyorum, o yüzden yorum bırakırsanız sevinirim.
Kendinize iyi bakın.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...