16 Kasım 2016 Çarşamba

Beynimdeki Yangın

Merhabalar,

Öncelikle yorumlara geç bakabildiğimi ve geç cevap dönebildiğimi belirtmek ve bu konuda kusura bakmayın demek istiyorum.
Sonra da kitabıma geçiyorum.

Size bugün harika bir kitabın yorumu ile geldim.
Beynimdeki Yangın.

Kitap Adı : Beynimdeki Yangın
Yazar : Susannah Cahalan
Yayınevi : Yabancı

Öncelikle yorumuma kitabın benim için efsane düzeyde olduğunu belirterek başlıyorum.
Beynimdeki Yangın yazarı Susannah Cahalan'ın yakalandığı ve çok zor teşhis edilen bir hastalıkla birlikte yaşadıklarını anlatıyor. 
Gerçekten böyle bir hastalığı yenip de bu kitabı yazmak yürek ister. 
Bence öyle yani.

Her şey bir sabah Susannah'ın uyandığında vücudunda gördüğü iki küçük izle başlıyor. Tahtakurusundan şüphelenen Susannah için zor günlerin de başlangıcı oluyor bunlar.
Günden güne paranoyaya kapılmaya başlayan, tuhaf deneyimler yaşayan Susannah için erkek arkadaşının evinde geçirdiği nöbet dönüm noktası oluyor. 
Tabi her şey bu kadarla da kalmıyor. 
Susannah git gide kendi benliğinden uzaklaşırken sıkıntıyı araştıran doktorlar genellikle elleri boş dönüyor. 
En son Suriyeli bir doktor olan Dr. Najjar'ın aklına gelen bir testle hastalık teşhis edilebiliyor. 
Sonrası ise çok zor bir süreç. 

Susannah Cahalan gazeteci kişiliği ile tüm bilgileri toplayarak bu kitabı yazmış. 
Ve kitabı okurken tüyleriniz diken diken oluyor. 
Çünkü en sonlarda öyle bir bilgi var ki ben hayret ettim. 
Susannah'ın hastalığına yakalanan bir çok insana teşhis koyulamadığı ya da yanlış teşhis koyulduğu için hayattan kopuyorlar ve daha kötüsü ölümle karşı karşıya kalıyorlar. 

Kitap bir süreci anlattığı ve gerçek olduğu için beni çok etkiledi. 
Yorumumda da bazı bilgileri yazmakta ben sakınca görmedim. 
Zaten nete Susannah'ı yazsanız her şey direkt çıkıyor. 
Yani bence spoil yok.

Bir tek hastalığı yazmamışım onu da siz arayıp bulursunuz. 

Özellikle tıbbi bilgi ve psikolojik unsurları içeren kitapları ayrı bir severim.
Bu yüzden bu kitap da benim için harika bir deneyim oldu.
Eğer dediğin konulara ilginiz varsa kesinlikle bu kitabı okumalısınız diyor ve yorumumu bitiriyorum.

Bir sonraki yazıya dek kendinize iyi davranın.

14 Kasım 2016 Pazartesi

Sen - Selvi Atıcı

Merhabalar,

Kitap karakterlerinde güçlü karakterlerden mi yoksa daha naif karakterlerden yana mısınız bilmem.
Ama ben kesinlikle güçlü karakterlerden yanayımdır.
Hayatımızda demoralize olmamıza neden olan o kadar çok olumsuz, haksız durumla karşılaşıyoruz ki kitaplarda da olsa birilerinin bunlara dur demesi ya da bunlarla savaşması beni için daha çok tercih edilir oluyor.
Kendimce güçlü bir insan olduğumu düşünüyorum amma velakin kimi zaman benim de gücüm yetmiyor ve üzüleceğim şeyler yaşıyorum.
Bu şartlarda da özellikle güçlü kadın karakterler hayata devam etmem konusunda tetikleyici bir etken oluyor.

Bugün de öyle bir kadın karaktere sahip bir kitaptan bahsedeceğim size.
Selvi Atıcı'nın kaleminden çıkma Sen.

Kitap Adı : Sen
Yazar : Selvi Atıcı
Yayınevi : Müptela

Süheyla dövüş sanatlarında usta, fazlasıyla zeki ve çenebaz bir kadındır. 
Kimseye eyvallahı yokken bir gün eve geldiğinde banyoda kardeşinin cesedi ile karşılaşır.
Olay polislere göre intihar olsa da Süheyla bunu kabul etmez ve araştırmaya başlar.
Araştırmaları onu İzmir'den İstanbul'a getirir. 
Burada hem kardeşinin ölümünün ardındaki insanları ararken hem de moda evinde çalışmaktadır ve hayat ona en beklenmedik oyunu oynamaya başlar.

Demir, kıyafet diktirmeye geldiği moda evinde gösterişten uzak, hiç bir çekiciliği olmayıp fazlasıyla sivri dili olan Süheyla'nın eline düşer ama asıl Süheyla onun eline düşecektir.


Kovalamaca içindeki kitapta inanılmaz zeki atışmalar, laf sokmalar ve çelik gibi sert bir kadın ile Doğan'ımın üstüne gül koklatacak bir Demir var.

Başta da dediğim gibi Süheyla o kadar güçlü bir karakter ki yani düşünün. 
Kardeşinizi banyoda ölü buluyorsunuz, üstüne polisler intihar diyor ve konuyu kapatıyor.
Ama siz işin peşine düşüyor, her şeyi geride bırakıp şehir değiştiriyor ve tehlikeli sularda yüzüyorsunuz.
Tamam aslında kaybedecek bir şeyi olmayan için böyle tehlikeye atılması daha kolay gözükebilir ama insan hayata da küsebilirdi.
Ben böyle düşünüyorum en azından.

Bunun yanında kitaptaki bahsettiğim zeki atışmalar...
Eğer doğru anda doğru cevabı mizahla, lafı gediğine koyacak şekilde veriyorsanız bu zekanın ışıltısıdır.
Zeki insanları severim :)
Böyle kitapları okuması da ayrı bir zevk olur benim için.

Kitabı sonuna dek hem eğlenerek hem heyecanla okuyorsunuz sonuçta.
Kahkahalar da cabası :)

Elimde 2 tane daha Selvi Atıcı kitabı var.
Bakalım sıra onlara ne zaman gelecek ?

Evet yorumum bu kadar.
Kendinize iyi davranın.

13 Kasım 2016 Pazar

Yörünge - Tess Gerritsen

Merhabalar,
Bugün size 2015 de tekrar yayınlanan ve benim çok çok sevdiğim Yörünge kitabından bahsedeceğim.

Kitap Adı : Yörünge
Yazar : Tess Gerritsen
Yayınevi : Martı

Hadi yoruma başlayalım.

Öncelikle konu:
Bir trafik kazası ve eşi komaya giren, uzaydaki bir astronot. 

Bu durumda onunla yer değiştirecek Dr. Emma Watson. 
Emma uzaya çıkarken yaşayacaklarından habersiz. 
Uzay istasyonundakileri bekleyen büyük bir düşman söz konusu. 
Hem de %100 Ölümcül bir düşman.
Rahatsızlanıp acı verici bir şekilde ölen bir astronot ve düşmanın tüm gücüyle serbest kalışı.
Peki bu düşman kim ya da ne? İşte milyon dolarlık soru bu.
Çünkü bu sorunun cevabı istasyondakilerin ve tüm dünyanın yaşamını etkileyecek.

Yörünge ilk olarak '99 yılında yazılıp yayımlandı. 

16 yıl öncesinin şartlarında bilim-kurgu alanında böyle bir konu-kurgu-son üçlüsü... Muazzam? İnanılmaz? Olağanüstü? 
İnanın daha nicesi. 

Bence Tess Gerritsen'ın inanılmaz zekasının ve hayal gücünün en büyük örneklerinden biri.
Peki abartıyor muyum? Kesinlikle hayır. 

Günümüzde övülen bir çok kitapla kıyaslarsanız Yörünge'nin yanında o kitaplar Amerika Kıtası yanında Galapagos Adaları kadar kalır. 

Konu, uzun süredir böylesini okumadığınıza eminim.
Kurgu, her tahmininizi boşa çıkarabilecek kadar sağlam.
Dili, bir iki tıbbi teknik bilgi hariç bence ortaokul seviyesinde biyoloji dersi almış birinin anlayabileceği şekilde. 


Ve sonu, kesinlikle tatmin edici. 


Bu kitap okuduğum en heyecanlı Tess Gerritsen kitaplarımdan biridir.
Ki Türkiye'de yayınlanmış tüm Tess Gerritsen kitaplarını okuduğumu düşünürsek kitabın harikalığını siz düşünün.

Bilimsel unsurlar akıcı bir dille anlatıldığı için kendini okutturuyor kitap.
Sıkılmanız da mümkün değil.
O yüzden eğer farklı ve güzel bir uzay macerası okumak istiyorsanız sakın bu kitabı kaçırmayın. 
Beğeneceğinize eminim.

11 Kasım 2016 Cuma

Tanrı ve Canavarların Düşleri

Merhabalar,
Duman ve Kemiğin Kızı serisinin son kitabının yorumu ile karşınızdayım bugün.
Bir seriye, olağanüstü bir seriye daha veda ediyoruz.

Bu seriye son vermemek için aslında kendimle çok mücadele ettim.
Hem ne olduğunu merak ediyordum hem de okursam içimin acıyacağını biliyordum, ki bitince öyle de oldu.
Çok sevdiğim serilere, karakterlere, dünyalara veda etmek her zaman zor olmuştur benim için.
Bunu en çok da Harry Potter'da yaşamıştım.
Neyse gelelim serimizin son kitabına.

Kitap Adı : Tanrı ve Canavarların Düşleri
Yazar : Laini Taylor
Yayınevi : Artemis

Tanrı ve Canavarların Düşleri Karou ve Akiva için ve hatta tüm kimeralar ve melekler için geleceğin ilmek ilmek son kez şekillendiği bir kitaptı.
Kimeraların ve meleklerin kaderi kendi ellerinde.
Bundan sonrası yaşam ve yok olma savaşı.

Kitabın sonuna dek yüreğim ağzımda okudum.
O kadar çok şaşırtıcı olay vardı ki sayfaları ardı ardına çevirdim.
Daha ne olabilir ki dediğiniz yerlerde yeni bir şeyler patlak veriyordu.
İçerdiği mitolojik unsurlar ile de ayrı bir çeşitlenmişti.
Kurgu çok güzel bağlanmış, gereksiz, herhangi bir etkisi olmayan hiçbir şey yoktu sanki kitapta.

Sonlarına doğru gerçekleşen sürprizler hem güldürdü hem de hüzünlendirdi.
Karakterler artık tam anlamıyla oturmuştu.

Her zorluğa göğüs germeye çalışan bir aşk ve savaşın ortasında kalışlar...

Sonunda çok güzel bir kitap ortaya çıkmıştı.
Spoiler vermeden daha fazla yorum yapamıyorum.
Hoş aynı zamanda benim yorumlar hep böyle yüzeysel mi oluyor nedir?
Aklımdakileri kelimelere dökmekte zorlanıyorum.

Ama rahatlıkla söyleyebilirim ki bu seri okunmalı.
Özellikle internet sitelerindeki indirimlerde kaçırılmamalı.
Her birini 10 tl ye bulmak mümkün olabiliyor.

Sanırım yazacaklarım bu kadar.
Kendinize iyi davranın.

9 Kasım 2016 Çarşamba

Kan ve Yıldız Işığı Günleri

Merhabalar,
Yeni bir kitap yorumu ile devam ediyorum.


Kitap Adı : Kan ve Yıldız Işığı Günleri
Yazar : Laini Taylor
Yayınevi : Artemis

Duman ve Kemiğin Kızı'ndan sonra geldik serinin ikinci kitabı Kan ve Yıldız Işığı Günleri'ne.

Bir önceki kitapta yazarın ortaya koyduğu dünyaya hayran kalmış, hayalgücü karşısında şapka çıkarmıştık.
Bu kitapta ise yazarın daha iyi bir kitap, daha oturaklı karakterler ortaya koyuşunu gözlüyoruz.

Karou ilk kitapta yaşından mütevellit bazı normal davranışlara sahipken serinin ikinci kitabında kendisiyle ilgili gerçekleri, aslında bilmediği şeyleri öğrenmesi ile bir bakıma büyümesini, bir bakıma kendini bulmasını okuyoruz.

Spoiler vermeden yazmaya çalışıyorum :)

Zaten ilginç ve farklı yaratılmış dünyanın ve kurgunun artık daha da derinlerine dalıyoruz.
Aman dikkat kendinizi kaybetmeyi derinliklerde.
Akiva'ya gelirsek o zaten...
Hala sevgili Akiva'm o benim.

Seriye katılan yeni karakterler ile kitap şenleniyor.
Farklı yönlerini, geçmişini öğrendiğimiz Karou ve Akiva'nın evreninde beklemediğiniz ve sizi büyük oranda duygusal olarak etkileyecek olaylar yaşanıyor.
Kimse güvenilir değil.
Herkes arkadan iş çevirmeye ve tehlike oluşturmaya aday.

Ama bunların hepsinin sonunda tahmin edilmesi güç bir durum yaşanıyor.
Ve beklediğiniz şaşırtıcılık bence bu kısımda gerçekleşiyor.

Yaşananlardan ve anılardan sonra kimse olduğu gibi kalamaz.
Ve kayıplar...
Gözlerinizin dolmasına hazır olun.

İlk kitabı okuyanlar mutlaka seriye devam etmeli.
Tereddütünüz olmasın.

Evet benim yorumum bu kadar.
Kendinize iyi davranın.

7 Kasım 2016 Pazartesi

Ekim Ayında Okuduklarım 2016

Yoğun yoğun...
İşler çok yoğun.

Merhabalar,
Geçen hafta aslında bu yayını girecektim ama işlerden yazıyı bile hazırlayacak vaktim olmadı.
O yüzden şimdi sırada Ekim ayında okuduklarım var.

Ekim ayında toplamda 10 tane kitap bitirdim.
Aslında bu kadar kitabı nasıl okudum ben de emin değilim.
Sadece Artemis yayınlarına ait kitapları çok hızlı okuyabildiğimi söyleyebilirim.
Geriye kalan 4 kitabı ise okumam zaman aldı özellikle de Zamanın Kısa Tarihi'ni.

Bilimsel kitapları okumayı çok severim ancak uzun süredir okumayınca terminolojiyi unutmuşum, paslanmışım uzun sürdü okuması.
Ve okuduklarım;
  • Gurur ve Önyargı : Yorumunu zaten yapmıştım. İnanın bu kitabı çok seviyorum. 
  • Allah'a Koşun : Uğur Koşar'ın kitaplarına karşı genel anlamda olumlu izlenimlere sahibim. Allah'a Koşun da bundan payını aldı. Bence gayet iyi bir kitap olmuştu.
  • Bir Günah Gibi : Burcu Büyükyıldız'dan geçen fuarda imzalı aldığım ve aylar sonra okuyabildiğim kitap :) Türk dizisi tadında bir roman olmuş. Detaylı yorumunu yaparım.
  • Zamanın Kısa Tarihi : Bu kitaba dair yazacağım. Ama şu kadarını söyleyeyim. İyi ki okumuşum dediğim kitaplardan.
  • Tanrı ve Canavarların Düşleri : Bir seriye daha veda ettim ve Karou ile Akiva'yı özleyeceğim. Çok iyi bir son kitabı olmuş.
  • Ay Günlükleri Serisi : Her bir kitabı ayrı güzel. Bence mutlaka okunması gereken serilerden. 
Okuduklarım bu şekildeydi.
Sene başından beri okuduğum kitapların sayısı 71 oldu. 
Bakalım Kasım'da neleri bitirebileceğim :)

Görüşmek üzere kendinize iyi davranın.

2 Kasım 2016 Çarşamba

Duman ve Kemiğin Kızı

Merhabalar,
Bugün yeni bir serinin daha yorumuna başlıyorum.
Bu seri benim bu güne kadar okuduğum en iyi serilerden biridir kesinlikle.
Özellikle özgünlük ve yaratıcılık bakımından eşine zor rastlanır cinsten.


Kitap Adı : Duman ve Kemiğin Kızı
Yazar : Laini Taylor
Yayınevi : Artemis

Kitap mavi saçlı, yetenekli kızımız Karou ile başlıyor. 
Karou kendi halinde olmaktan çok uzak bir sanat okulu öğrencisi.
Hem mavi saçlı bir kız ne kadar normal olabilir ki...

Onun kalemleri, boyaları ile kağıtlara döktüğü, insanlara göre hayal ürünü olan ama gerçeklerin hiç de öyle olmadığı Kimeraların dünyası onu farklı kılan özelliklerinden sadece biri.

Kitabın ilerleyen yerlerinde ise işin içine Akiva giriyor, meleğimiz. 
Melekler ve Kimeralar arasındaki savaşta kendi görevini yerine getirirken Karou'nun hayatını da kökten değiştirecek meleğimiz.

Ve iki dünyanın birleşmesi, yıkılması, savaşı, aşkı...

Karou'yu ben çok sevdim. 
Güçlü bir karakteri vardı. 
Davranışları, tepkileri bence gayet iyiydi.
Akiva... Akiva... Akiva... Anladınız siz onu.

Kurgu, yaşananlar, sırlar, gerçekler bana göre o kadar vurucuydu ki kitabın sonunda dondum kaldım. 
Tahmin edilmesi mümkün değildi.

Yazarın hayal gücüne hayran kaldım. 
Tasvir ettiği dünya fazla iyiydi, özgündü.

Bazı cümleleri ise...

"Ben umut ederim çocuk. Ama asla dilek dilemem. Arada fark var. "
"Umut senin içinden gelir, dilekse sadece sihirdir."
"Umut kendi sihrini yaratır."
"Azap içinde geçen bir ömür, omuzlara binen yükten başka bir şey değildir."

Bu seri kesinlikle çok iyi ve fantastik sevenler için okunması gerekenlerden diye düşünüyorum. 

Yorumum bu kadar.
Kendinize iyi davranın.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...