9 Haziran 2017 Cuma

AFFETMEK...Gerçekten Affetmek


Merhabalar,

Affetmek nedir biliyor muyuz? Peki ya olgunluk?

Karşınızdaki kişi size hayatınızın acısını yaşatırken susmak... 
Hayır aslında susmamak ama onun seviyesine inmeden.

Bunlar ne kadar göreceli ve soyut ifadeler değil mi?
Bu yazıyı okuyan bir çok kişi uzaktan konuşmak kolay, yaşa da göreyim diyebilir.
Haklılar. Ama unutulan bir şey var.

Ben siz değilim.

Ve sizin o anda yaşadığınızı sizin yerinizde, sizin birikiminizle, sizin hislerinizle, düşüncelerinizle yaşamadım, yaşamıyorum, yaşamayacağım.

Ben sadece kendi hayatımı yaşıyorum ve kendi hayatımdaki şekliyle deneyimliyorum her şeyi.
Evet deneyimliyorum.

Sonuçta hayat onu nasıl yaşadığınızla, deneyimlerinizle alakalı değil midir?
Benim hayatım öyle en azından.

Çok değil dün gece, siz bunu okurken 1 hafta önce, hayatımdan geçip gitmiş, eskimiş biri aradı.
Açmayacağım telefonu o an açıverdim.
Ve...
Karşımdaki ses : 'Beni affediyor musun?' diye sordu.

Cevap veremedim o an.
Vicdanım bile sessiz kalmıştı çünkü.

Tekrar sordu.
'Beni affediyor musun?'

Düşündüm. 
Canımı unutamayacağım kadar yakan birini affediyor muydum?

İçime döndüm baktım. Gerçekten onu affedebilir miydim? Affedip kendimi de onu da özgür bırakabilir miydim?
Ve fark ettim ki o an o telefon konuşmasında aslında hiçbir şey hissetmiyordum, o kişi benim için artık herhangi biri olmuştu.

'Affediyorum' dedim.

'Suçluyum, ben iyi bir insan değilim, herkes öyle sanıyor ama değil...' derken o 'Ben seni en iyi tanıyan insanlardan biriyim, bana anlatmana gerek yok.' dedim. Çünkü artık onu herkesten iyi tanır olmuştum.

12 senedir tanıdığım kişi, hayatımın kazığını atmış ve şimdi af dilerken ben onu tanıyordum ve affedebilmiştim.
Hani derler ya zaman her şeyin ilacıdır diye.
Her şeyin olmasa da bazı şeylerin ilacıymış evet. Ben bunu fark ettim.

Hayat işte...

Yaşayarak öğreniyorum, yaşayarak birikiyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...