10 Haziran 2017 Cumartesi

Tüfek, Mikrop ve Çelik - Bir İnsanlık Tarihi Serüveni


Merhabalar,

Kitap yorumlarıma geri dönmenin vakti geldi. Elimden geldiğince okur okumaz yorumlarımı yapıp bir düzen oluşturmak istiyorum. Bunu aynı zamanda instagram hesabımda da yapacağım için isterseniz oradan da takip edebilirsiniz.
İlk yorumlamak istediğim kitap Tüfek, Mikrop ve Çelik. Yalnız yorumlarım artık kitaplarla ilgili söylemek istediğim her şeyi içerecek, yani spoiler gibi şeyler de olabilir.




Kitap Adı : Tüfek, Mikrop ve Çelik
Yazar : Jared Diamond
Yayınevi : Tübitak

İnsanlık tarihi avcı/toplayıcı yaşamdan yerleşik yaşama geçiş, ateşin bulunması, yazının bulunması gibi kritik dönemeçler içerir. En azından bize daima söylenenler bu yöndedir. Ancak genellikle fark etmediğimiz ya da sormayı göz ardı edebildiğimiz bir durum söz konusudur insanlık tarihinde. Biz, en azından ben, hep sanki tüm dünya aynı anda bu dönemeçleri yaşamış gibi düşündüm uzun süre, hatta bu kitabı okuyana dek. Hiç Amerika'nın, Avustralya'nın keşfinden önce orada yaşayanların hayatı nasıldı? Aslında nasıl aynı anda bu dönemeçleri yaşadılar muhakeme etmedim. Sanırım biraz da konuya ilgisizliğimden kaynaklandı bu durum. Ama Tüfek, Mikrop ve Çelik'i okuduğumda ilk fark ettiğim şey, insanlığın bu çok önemli görülen dönemeçlerini farklı farklı zamanlarda aştığı oldu.

Evet. Afrika, Asya, Amerika, Avrupa ya da Avustralya... Tüm bu kıtalar aslında farklı zamanlarda farklı şartlarda yerleşik yaşama geçiş, ateşi bulup kullanma ya da yazıyı icat etme/kullanma özellikleri göstermektedir.

Araştırmalara bakıldığında yazının Sümerlerde icat edildiğini biliyoruz. Ama farklı bölgelerde Sümerlerin icat ettiği yazıdan çok daha bağımsız kurallar ve özellikler içeren yazılar da icat edildi. Örnek olarak daha iyi anlaşılabilmesi açısından günümüzdeki haliyle latin alfabesi ile çin alfabesini gösterebiliriz.
Ve düşünün. Tarihte birileri oturup uzun uğraşlar sonucunda sesli ifade ettiklerini yazılı ifade edebilmenin yollarını arıyor ve buluyor. Eski metinlere bakıldığında ilk başta daha çok idari işlere yönelik kayıt tutma amacı öne çıkıyor. 

'Sezar 3 koyun' 

Fiil dediğimiz sözcük yok, duygusal bir içerik yok, alacak-verecek bildirimi yok. Sadece adı geçen kişi + miktar + mal cinsi mevcut. 
Yazı bu aşamadan şu an size bu fikirleri, bilgileri ulaştırabildiğim en karmaşık hallerinden birine ulaşmış durumda. Bu o kadar da basit değildir. Hele ki Türkçe gibi bir dili düşünürseniz.

Yerleşik yaşama geçmekten bahsettik. Günümüz de baktığımızda dünya üzerinde hala yerleşik yaşama geçmemiş insanlar da var, bilmem farkında mısınız? Hatta git gide yerleşik yaşamın temel kıstası olan üreticilerinden değilsek ki burada özellikle tarımdan bahsediyorum, yeniden bir göçebeliğe evrilme söz konusu. Evlerimize neredeyse uyumak için uğrar olduk. Çalışırken de işin gereği doğrultusunda sık sık yer değiştirenlerimiz mevcut. Konuyu dağıttım, geri topluyorum.
Yerleşik yaşama geçiş topluluklar için farklı zamanlarda gerçekleşmiş. Amerikan yerlileri, Asya-Avrupa-Afrika toplumları ya da Avustralya'daki yerliler farklı zamanlarda yerleşik yaşamı benimsemişler. 

Peki neden?
Bunun çok çeşitli cevapları var. Yaşadıkları coğrafi bölgeler ve iklim kiminin yerleşik yaşama geçişini zorlaştırırken kimininkini kolaylaştırmış. Tabi tarım ve hayvancılık adına bitki ve hayvanların evcilleştirilme süreçleri bu konuda en önemli unsur diyebiliriz. 
Şu an yediğimiz mısırın ilk atalarından çok farklı ve çok daha az besleyici olduğunu söylersem size ne demek istediğimi anlarsınız sanırım. Her yerde yetişemeyen bitkiler, onları ekip bekleyip daha sonra hasat edip ve onlardan beslenerek hayatta kalabileceğini bilmeyen insanların insiyatifindeydi gibi bir şey söz konusu. 
Hayvanlar ise bambaşka bir konu. Yabani koyunlar, inekler ya da şu an yediğimiz her türlü evcil yani bunun için özellikle yetiştirilen hayvanlar, vahşi doğalarından zamanla ve sabırla evrilerek insana daha faydalı hale geliyor. Ayrıca atlar evcilleştirilerek saldırı ve savunma amaçlı kullanılıyor.
Bunların hepsi de yerleşik yaşama geçişi etkiliyor.

İnsanlık tarihinde virüslerin ve salgın hastalıkların da hiç bilmediğimiz rolleri var.

Önemli sorulardan bazıları da şunlar : 
  • Neden Amerika yerlileri Avrupa'yı keşfedip egemenlik altına almadı da tam tersi oldu?
  • Amerika yerlileri sayıca çok üstünken nasıl Avrupalılar onları yenebildi?
  • Ve şaşırtıcı gelse de insanlığın gelişmesinde en önemli başlangıçlar Bereketli Hilal denilen bugünün İran, Irak, Afganistan gibi bölgelerini kapsayan bir coğrafyada gerçekleşmişken, saydığım bölgeler şimdiki durumlarına nasıl geldi?
  • Toplumların siyasal birliği insanlık tarihi için faydalı mı zararlı mı?
Size bu kitapla ilgili ön gösterimi yaptım. Merakınızı cezbettiğimi de düşünüyorum. Artık neyin ne olduğunu okuyup öğrenmek size kalmış.

Bu şekilde yorumlayabileceğim kitaplar için yeni yorum şeklim böyle olacak. Kendinize iyi bakın.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...