16 Kasım 2016 Çarşamba

Beynimdeki Yangın

Merhabalar,

Öncelikle yorumlara geç bakabildiğimi ve geç cevap dönebildiğimi belirtmek ve bu konuda kusura bakmayın demek istiyorum.
Sonra da kitabıma geçiyorum.

Size bugün harika bir kitabın yorumu ile geldim.
Beynimdeki Yangın.

Kitap Adı : Beynimdeki Yangın
Yazar : Susannah Cahalan
Yayınevi : Yabancı

Öncelikle yorumuma kitabın benim için efsane düzeyde olduğunu belirterek başlıyorum.
Beynimdeki Yangın yazarı Susannah Cahalan'ın yakalandığı ve çok zor teşhis edilen bir hastalıkla birlikte yaşadıklarını anlatıyor. 
Gerçekten böyle bir hastalığı yenip de bu kitabı yazmak yürek ister. 
Bence öyle yani.

Her şey bir sabah Susannah'ın uyandığında vücudunda gördüğü iki küçük izle başlıyor. Tahtakurusundan şüphelenen Susannah için zor günlerin de başlangıcı oluyor bunlar.
Günden güne paranoyaya kapılmaya başlayan, tuhaf deneyimler yaşayan Susannah için erkek arkadaşının evinde geçirdiği nöbet dönüm noktası oluyor. 
Tabi her şey bu kadarla da kalmıyor. 
Susannah git gide kendi benliğinden uzaklaşırken sıkıntıyı araştıran doktorlar genellikle elleri boş dönüyor. 
En son Suriyeli bir doktor olan Dr. Najjar'ın aklına gelen bir testle hastalık teşhis edilebiliyor. 
Sonrası ise çok zor bir süreç. 

Susannah Cahalan gazeteci kişiliği ile tüm bilgileri toplayarak bu kitabı yazmış. 
Ve kitabı okurken tüyleriniz diken diken oluyor. 
Çünkü en sonlarda öyle bir bilgi var ki ben hayret ettim. 
Susannah'ın hastalığına yakalanan bir çok insana teşhis koyulamadığı ya da yanlış teşhis koyulduğu için hayattan kopuyorlar ve daha kötüsü ölümle karşı karşıya kalıyorlar. 

Kitap bir süreci anlattığı ve gerçek olduğu için beni çok etkiledi. 
Yorumumda da bazı bilgileri yazmakta ben sakınca görmedim. 
Zaten nete Susannah'ı yazsanız her şey direkt çıkıyor. 
Yani bence spoil yok.

Bir tek hastalığı yazmamışım onu da siz arayıp bulursunuz. 

Özellikle tıbbi bilgi ve psikolojik unsurları içeren kitapları ayrı bir severim.
Bu yüzden bu kitap da benim için harika bir deneyim oldu.
Eğer dediğin konulara ilginiz varsa kesinlikle bu kitabı okumalısınız diyor ve yorumumu bitiriyorum.

Bir sonraki yazıya dek kendinize iyi davranın.

14 Kasım 2016 Pazartesi

Sen - Selvi Atıcı

Merhabalar,

Kitap karakterlerinde güçlü karakterlerden mi yoksa daha naif karakterlerden yana mısınız bilmem.
Ama ben kesinlikle güçlü karakterlerden yanayımdır.
Hayatımızda demoralize olmamıza neden olan o kadar çok olumsuz, haksız durumla karşılaşıyoruz ki kitaplarda da olsa birilerinin bunlara dur demesi ya da bunlarla savaşması beni için daha çok tercih edilir oluyor.
Kendimce güçlü bir insan olduğumu düşünüyorum amma velakin kimi zaman benim de gücüm yetmiyor ve üzüleceğim şeyler yaşıyorum.
Bu şartlarda da özellikle güçlü kadın karakterler hayata devam etmem konusunda tetikleyici bir etken oluyor.

Bugün de öyle bir kadın karaktere sahip bir kitaptan bahsedeceğim size.
Selvi Atıcı'nın kaleminden çıkma Sen.

Kitap Adı : Sen
Yazar : Selvi Atıcı
Yayınevi : Müptela

Süheyla dövüş sanatlarında usta, fazlasıyla zeki ve çenebaz bir kadındır. 
Kimseye eyvallahı yokken bir gün eve geldiğinde banyoda kardeşinin cesedi ile karşılaşır.
Olay polislere göre intihar olsa da Süheyla bunu kabul etmez ve araştırmaya başlar.
Araştırmaları onu İzmir'den İstanbul'a getirir. 
Burada hem kardeşinin ölümünün ardındaki insanları ararken hem de moda evinde çalışmaktadır ve hayat ona en beklenmedik oyunu oynamaya başlar.

Demir, kıyafet diktirmeye geldiği moda evinde gösterişten uzak, hiç bir çekiciliği olmayıp fazlasıyla sivri dili olan Süheyla'nın eline düşer ama asıl Süheyla onun eline düşecektir.


Kovalamaca içindeki kitapta inanılmaz zeki atışmalar, laf sokmalar ve çelik gibi sert bir kadın ile Doğan'ımın üstüne gül koklatacak bir Demir var.

Başta da dediğim gibi Süheyla o kadar güçlü bir karakter ki yani düşünün. 
Kardeşinizi banyoda ölü buluyorsunuz, üstüne polisler intihar diyor ve konuyu kapatıyor.
Ama siz işin peşine düşüyor, her şeyi geride bırakıp şehir değiştiriyor ve tehlikeli sularda yüzüyorsunuz.
Tamam aslında kaybedecek bir şeyi olmayan için böyle tehlikeye atılması daha kolay gözükebilir ama insan hayata da küsebilirdi.
Ben böyle düşünüyorum en azından.

Bunun yanında kitaptaki bahsettiğim zeki atışmalar...
Eğer doğru anda doğru cevabı mizahla, lafı gediğine koyacak şekilde veriyorsanız bu zekanın ışıltısıdır.
Zeki insanları severim :)
Böyle kitapları okuması da ayrı bir zevk olur benim için.

Kitabı sonuna dek hem eğlenerek hem heyecanla okuyorsunuz sonuçta.
Kahkahalar da cabası :)

Elimde 2 tane daha Selvi Atıcı kitabı var.
Bakalım sıra onlara ne zaman gelecek ?

Evet yorumum bu kadar.
Kendinize iyi davranın.

13 Kasım 2016 Pazar

Yörünge - Tess Gerritsen

Merhabalar,
Bugün size 2015 de tekrar yayınlanan ve benim çok çok sevdiğim Yörünge kitabından bahsedeceğim.

Kitap Adı : Yörünge
Yazar : Tess Gerritsen
Yayınevi : Martı

Hadi yoruma başlayalım.

Öncelikle konu:
Bir trafik kazası ve eşi komaya giren, uzaydaki bir astronot. 

Bu durumda onunla yer değiştirecek Dr. Emma Watson. 
Emma uzaya çıkarken yaşayacaklarından habersiz. 
Uzay istasyonundakileri bekleyen büyük bir düşman söz konusu. 
Hem de %100 Ölümcül bir düşman.
Rahatsızlanıp acı verici bir şekilde ölen bir astronot ve düşmanın tüm gücüyle serbest kalışı.
Peki bu düşman kim ya da ne? İşte milyon dolarlık soru bu.
Çünkü bu sorunun cevabı istasyondakilerin ve tüm dünyanın yaşamını etkileyecek.

Yörünge ilk olarak '99 yılında yazılıp yayımlandı. 

16 yıl öncesinin şartlarında bilim-kurgu alanında böyle bir konu-kurgu-son üçlüsü... Muazzam? İnanılmaz? Olağanüstü? 
İnanın daha nicesi. 

Bence Tess Gerritsen'ın inanılmaz zekasının ve hayal gücünün en büyük örneklerinden biri.
Peki abartıyor muyum? Kesinlikle hayır. 

Günümüzde övülen bir çok kitapla kıyaslarsanız Yörünge'nin yanında o kitaplar Amerika Kıtası yanında Galapagos Adaları kadar kalır. 

Konu, uzun süredir böylesini okumadığınıza eminim.
Kurgu, her tahmininizi boşa çıkarabilecek kadar sağlam.
Dili, bir iki tıbbi teknik bilgi hariç bence ortaokul seviyesinde biyoloji dersi almış birinin anlayabileceği şekilde. 


Ve sonu, kesinlikle tatmin edici. 


Bu kitap okuduğum en heyecanlı Tess Gerritsen kitaplarımdan biridir.
Ki Türkiye'de yayınlanmış tüm Tess Gerritsen kitaplarını okuduğumu düşünürsek kitabın harikalığını siz düşünün.

Bilimsel unsurlar akıcı bir dille anlatıldığı için kendini okutturuyor kitap.
Sıkılmanız da mümkün değil.
O yüzden eğer farklı ve güzel bir uzay macerası okumak istiyorsanız sakın bu kitabı kaçırmayın. 
Beğeneceğinize eminim.

11 Kasım 2016 Cuma

Tanrı ve Canavarların Düşleri

Merhabalar,
Duman ve Kemiğin Kızı serisinin son kitabının yorumu ile karşınızdayım bugün.
Bir seriye, olağanüstü bir seriye daha veda ediyoruz.

Bu seriye son vermemek için aslında kendimle çok mücadele ettim.
Hem ne olduğunu merak ediyordum hem de okursam içimin acıyacağını biliyordum, ki bitince öyle de oldu.
Çok sevdiğim serilere, karakterlere, dünyalara veda etmek her zaman zor olmuştur benim için.
Bunu en çok da Harry Potter'da yaşamıştım.
Neyse gelelim serimizin son kitabına.

Kitap Adı : Tanrı ve Canavarların Düşleri
Yazar : Laini Taylor
Yayınevi : Artemis

Tanrı ve Canavarların Düşleri Karou ve Akiva için ve hatta tüm kimeralar ve melekler için geleceğin ilmek ilmek son kez şekillendiği bir kitaptı.
Kimeraların ve meleklerin kaderi kendi ellerinde.
Bundan sonrası yaşam ve yok olma savaşı.

Kitabın sonuna dek yüreğim ağzımda okudum.
O kadar çok şaşırtıcı olay vardı ki sayfaları ardı ardına çevirdim.
Daha ne olabilir ki dediğiniz yerlerde yeni bir şeyler patlak veriyordu.
İçerdiği mitolojik unsurlar ile de ayrı bir çeşitlenmişti.
Kurgu çok güzel bağlanmış, gereksiz, herhangi bir etkisi olmayan hiçbir şey yoktu sanki kitapta.

Sonlarına doğru gerçekleşen sürprizler hem güldürdü hem de hüzünlendirdi.
Karakterler artık tam anlamıyla oturmuştu.

Her zorluğa göğüs germeye çalışan bir aşk ve savaşın ortasında kalışlar...

Sonunda çok güzel bir kitap ortaya çıkmıştı.
Spoiler vermeden daha fazla yorum yapamıyorum.
Hoş aynı zamanda benim yorumlar hep böyle yüzeysel mi oluyor nedir?
Aklımdakileri kelimelere dökmekte zorlanıyorum.

Ama rahatlıkla söyleyebilirim ki bu seri okunmalı.
Özellikle internet sitelerindeki indirimlerde kaçırılmamalı.
Her birini 10 tl ye bulmak mümkün olabiliyor.

Sanırım yazacaklarım bu kadar.
Kendinize iyi davranın.

9 Kasım 2016 Çarşamba

Kan ve Yıldız Işığı Günleri

Merhabalar,
Yeni bir kitap yorumu ile devam ediyorum.


Kitap Adı : Kan ve Yıldız Işığı Günleri
Yazar : Laini Taylor
Yayınevi : Artemis

Duman ve Kemiğin Kızı'ndan sonra geldik serinin ikinci kitabı Kan ve Yıldız Işığı Günleri'ne.

Bir önceki kitapta yazarın ortaya koyduğu dünyaya hayran kalmış, hayalgücü karşısında şapka çıkarmıştık.
Bu kitapta ise yazarın daha iyi bir kitap, daha oturaklı karakterler ortaya koyuşunu gözlüyoruz.

Karou ilk kitapta yaşından mütevellit bazı normal davranışlara sahipken serinin ikinci kitabında kendisiyle ilgili gerçekleri, aslında bilmediği şeyleri öğrenmesi ile bir bakıma büyümesini, bir bakıma kendini bulmasını okuyoruz.

Spoiler vermeden yazmaya çalışıyorum :)

Zaten ilginç ve farklı yaratılmış dünyanın ve kurgunun artık daha da derinlerine dalıyoruz.
Aman dikkat kendinizi kaybetmeyi derinliklerde.
Akiva'ya gelirsek o zaten...
Hala sevgili Akiva'm o benim.

Seriye katılan yeni karakterler ile kitap şenleniyor.
Farklı yönlerini, geçmişini öğrendiğimiz Karou ve Akiva'nın evreninde beklemediğiniz ve sizi büyük oranda duygusal olarak etkileyecek olaylar yaşanıyor.
Kimse güvenilir değil.
Herkes arkadan iş çevirmeye ve tehlike oluşturmaya aday.

Ama bunların hepsinin sonunda tahmin edilmesi güç bir durum yaşanıyor.
Ve beklediğiniz şaşırtıcılık bence bu kısımda gerçekleşiyor.

Yaşananlardan ve anılardan sonra kimse olduğu gibi kalamaz.
Ve kayıplar...
Gözlerinizin dolmasına hazır olun.

İlk kitabı okuyanlar mutlaka seriye devam etmeli.
Tereddütünüz olmasın.

Evet benim yorumum bu kadar.
Kendinize iyi davranın.

7 Kasım 2016 Pazartesi

Ekim Ayında Okuduklarım 2016

Yoğun yoğun...
İşler çok yoğun.

Merhabalar,
Geçen hafta aslında bu yayını girecektim ama işlerden yazıyı bile hazırlayacak vaktim olmadı.
O yüzden şimdi sırada Ekim ayında okuduklarım var.

Ekim ayında toplamda 10 tane kitap bitirdim.
Aslında bu kadar kitabı nasıl okudum ben de emin değilim.
Sadece Artemis yayınlarına ait kitapları çok hızlı okuyabildiğimi söyleyebilirim.
Geriye kalan 4 kitabı ise okumam zaman aldı özellikle de Zamanın Kısa Tarihi'ni.

Bilimsel kitapları okumayı çok severim ancak uzun süredir okumayınca terminolojiyi unutmuşum, paslanmışım uzun sürdü okuması.
Ve okuduklarım;
  • Gurur ve Önyargı : Yorumunu zaten yapmıştım. İnanın bu kitabı çok seviyorum. 
  • Allah'a Koşun : Uğur Koşar'ın kitaplarına karşı genel anlamda olumlu izlenimlere sahibim. Allah'a Koşun da bundan payını aldı. Bence gayet iyi bir kitap olmuştu.
  • Bir Günah Gibi : Burcu Büyükyıldız'dan geçen fuarda imzalı aldığım ve aylar sonra okuyabildiğim kitap :) Türk dizisi tadında bir roman olmuş. Detaylı yorumunu yaparım.
  • Zamanın Kısa Tarihi : Bu kitaba dair yazacağım. Ama şu kadarını söyleyeyim. İyi ki okumuşum dediğim kitaplardan.
  • Tanrı ve Canavarların Düşleri : Bir seriye daha veda ettim ve Karou ile Akiva'yı özleyeceğim. Çok iyi bir son kitabı olmuş.
  • Ay Günlükleri Serisi : Her bir kitabı ayrı güzel. Bence mutlaka okunması gereken serilerden. 
Okuduklarım bu şekildeydi.
Sene başından beri okuduğum kitapların sayısı 71 oldu. 
Bakalım Kasım'da neleri bitirebileceğim :)

Görüşmek üzere kendinize iyi davranın.

2 Kasım 2016 Çarşamba

Duman ve Kemiğin Kızı

Merhabalar,
Bugün yeni bir serinin daha yorumuna başlıyorum.
Bu seri benim bu güne kadar okuduğum en iyi serilerden biridir kesinlikle.
Özellikle özgünlük ve yaratıcılık bakımından eşine zor rastlanır cinsten.


Kitap Adı : Duman ve Kemiğin Kızı
Yazar : Laini Taylor
Yayınevi : Artemis

Kitap mavi saçlı, yetenekli kızımız Karou ile başlıyor. 
Karou kendi halinde olmaktan çok uzak bir sanat okulu öğrencisi.
Hem mavi saçlı bir kız ne kadar normal olabilir ki...

Onun kalemleri, boyaları ile kağıtlara döktüğü, insanlara göre hayal ürünü olan ama gerçeklerin hiç de öyle olmadığı Kimeraların dünyası onu farklı kılan özelliklerinden sadece biri.

Kitabın ilerleyen yerlerinde ise işin içine Akiva giriyor, meleğimiz. 
Melekler ve Kimeralar arasındaki savaşta kendi görevini yerine getirirken Karou'nun hayatını da kökten değiştirecek meleğimiz.

Ve iki dünyanın birleşmesi, yıkılması, savaşı, aşkı...

Karou'yu ben çok sevdim. 
Güçlü bir karakteri vardı. 
Davranışları, tepkileri bence gayet iyiydi.
Akiva... Akiva... Akiva... Anladınız siz onu.

Kurgu, yaşananlar, sırlar, gerçekler bana göre o kadar vurucuydu ki kitabın sonunda dondum kaldım. 
Tahmin edilmesi mümkün değildi.

Yazarın hayal gücüne hayran kaldım. 
Tasvir ettiği dünya fazla iyiydi, özgündü.

Bazı cümleleri ise...

"Ben umut ederim çocuk. Ama asla dilek dilemem. Arada fark var. "
"Umut senin içinden gelir, dilekse sadece sihirdir."
"Umut kendi sihrini yaratır."
"Azap içinde geçen bir ömür, omuzlara binen yükten başka bir şey değildir."

Bu seri kesinlikle çok iyi ve fantastik sevenler için okunması gerekenlerden diye düşünüyorum. 

Yorumum bu kadar.
Kendinize iyi davranın.


30 Ekim 2016 Pazar

Gurur ve Önyargı

Merhabalar,
Bugün çoook uzun zaman önce, sanırım lise 2 ya da 3 olsa gerek, okuduğum ve daha sonra İş Bankası Yayınları'ndan çıkmış bu güzel baskıyı görünce dayanamayıp aldığım tekrar okduğum Gurur ve Önyargı'nın yorumu ile geldim.
Bu arada aradan yaklaşık 9 sene geçmiş, bu da yaşlandığımın kanıtı :)


Kitap Adı : Gurur ve Önyargı
Yazar : Jane Austen
Yayınevi : İş Bankası

Gurur ve Önyargı'yı ilk okuduğumda 1 günde bitirmiş ve çok sevmiştim. 
Bu kez İş Bankası yayınlarındam Hamdi Koç çevirisi ile okudum ki çevirmenin önemini bir kez daha anladım. 

Kardeşlerinden çeşitli yönlerden ayrılan Elizabeth'imizin Bay Darcy ile aralarında geçenleri geniş bir zaman dilimi ve yelpazede okuyoruz. 

Gurur ve Önyargı kadın ve erkeklerin arasında sonu evlilikle sonuçlanacak durumların nasıl geliştiğini, kadınların çeyizlerinin büyüklüğüne verilen önemi, erkeklerin ünvan sahibi olmalarının getirilerini, evliliğin daha çok bir alışverişe dönüşen bir kurum olma halini çok güzel anlatıyor. 

Bunun yanında gururun ve önyargının insanların davranışlara ve çevre algısına yön verme gücüne sistemli bir şekilde yer verilmiş. 
Gururun yanlış davranış kombinleri ile insanı itici hale getirebilmesi ve çevrenin bu yönde oluşturacağı önyargının kırılmasının zorluğu görülüyor kitap boyunca.

Einstein boşuna dememiş "Önyargıları parçalamak, atomu parçalamaktan zordur." diye.

Tabi önyargılı yaklaşılan bir insana yönelik duyacağınız her olumsuz eleştiri sizi o kişiden uzaklaştırmakta da birebir olabiliyor.

Jane Austen dönemin İngiliz ailelerinin yaşam tarzlarını en iyi anlatan yazarlarından biri bence. 
Kitaplarında o zamanın insanlarının düşünce tarzlarının bizimkilere kıyasla nasıl farklılıklar olduğunu anlayabilmemiz açısından güzel bir yol gösterici. 

Özellikle şu anki insanların baş etmek zorunda kaldığı yoğun yaşantı ile karşılaştırınca o dönemin insanlarının 'bence' yapacak şey bulamadıkları ya da ilgi alanları çok daha kısıtlı olduğu için kendilerini varsayımsal ve gözleme dayalı olarak daha felsefeci insanlara dönüştürdüğünü anlıyorum kitaplarda. 

Karakterleri tek tek ele almak yazıyı sayfalarca sürecek bir değerlendirmeye çevireceği için o konuya girmeyeceğim. 
Sadece Elizabeth'in annesinden nefret ettiğimi söylesem yeterli.

Hamdi Koç'un olağanüstü çevirisi ile kitap tam bir keyif haline gelmiş. 
Daha eski ve günümüzde az kullanılan kelimeleri okumak resmen zevk verdi bana. 
Bu kitaba aşkım iyice depreşti. 
Sonuç olarak bir dolu şey yazdım, hâlâ okumayan varsa bu kitabı okumadan geçmemeli. Benden söylemesi. 


28 Ekim 2016 Cuma

Cress - Ay Günlükleri Serisi 3

Merhabalar,
Cress ile devam ediyoruz :)


Kitap Adı : Cress
Yazar : Marissa Meyer
Yayınevi : Artemis

Ay Günlükleri serisinin 3.kitabı Cress ile karşınızdayım. 
Sanırım serinin şu ana kadar ki en sevdiğim kitabı Cress oldu. 
Cress o bilindik hikayedeki Rapunzel'in bir uyduya hapsedilmiş ve bilgisayar bilimleri dehası hali.
Ah ah keşke ben de bilgisayardan bu kadar anlasam... Ne güzel olurdu. 

Cinder, Scarlet ve Cress. 
Artık 3 ana kahramanımız var ve hepsi birbiriyle zekice yönlerden bağlı bir kaderi yaşıyorlar. 
Cress'te serinin daha önceki kitaplarında verilen ipuçları artık birbirine bağlanıp bir kader düğümü oluşturuyor. 
Kurgu öyle bir hazırlanmış ki sanki ilmek ilmek işlenmiş ve rahatsız edici bir açık bulmak zor bence. 
Karakterlere gelirsek Cress bende ablalık duygularını açığa çıkarıyor resmen. 
Koruyup kollayasım geliyor. 
Tabi kızımızın engin hayal gücü ve kendini çeşitli rollere büründürme huyu azıcık rahatsız edici olsa da kız senelerce bir uyduda hapis kalmış, o kadarı normal. 

Birde seriye daha önce girmiş olup aslında kendini Cress'te kanıtlayan Thorne var.
Thorne'nun nasıl bir şey olduğunu çözemedim.
Adam çok komik olsa da azıcık sinir eden yönleri de var.
Kai içinde bulunduğu zor durumun stresi ile baş ederken bizim ekip elinden geleni yaparak bazı şeylere engel olmaya çalışıyor.
Levana ise elinden geleni ardına koymuyor.
Ekibin uçuk fikirleri ve planları ile gerçeklik ne derece bir araya gelir bunu okuyup öğrenmeniz lazım tabi.
Ben bu seriye dair spoiler yemediğim için keyifle okumaya devam ediyorum.
Yorumları yazarken de olabildiğince spoiler olmaması için konuya girmedim.
Çünkü her şey birbiri ile bağlantılı bu seride.
Bir şeyi yazsam 'Ha bu bununla ilgiliymiş' diye durumu anlayabilirsiniz daha o kitaba gelmeden.
Umarım yorumlarımı güzel buluyorsunuzdur.
Arada kitap yorumlarının dışında da yayın girmeyi düşünüyorum.
Ama kafamda henüz belirgin bir proje yok.
Olursa burada görürsünüz zaten.
Şimdilik görüşmek üzere.

Kendinize iyi davranın.


26 Ekim 2016 Çarşamba

Scarlet - Ay Günlükleri Serisi 2

Merhabalar,
Kitap yorumlarına Scarlet ile devam ediyorum.


Kitap Adı : Scarlet
Yazar : Marissa Meyer
Yayınevi : Artemis

 Bir önceki yazımdan hatırlarsınız, Cinder bizim Külkedisi sayborgumuzdu.
Şimdi ise seriye ve karakterlere babaannesi ortadan kaybolan, kırmızı sweatşörtlü ve kızıl saçlı Scarlet ekleniyor. 
Bir de yanına kurt 🐺 verdik mi tamam işte size yeni versiyonuyla Kırmızı Başlıklı Kız. 

Bu kitapta daha çok Scarlet üstünden ilerliyoruz ama Cinder tabiki unutulmadı. Scarlet babaannesini ararken kendini büyük bir oyunun içinde buluyor. Bu arada tanıştığı Wolf ise bambaşka bir şey. 

İlk başlarda Scarlet'ın hayatını okumaya başlıyoruz.
Ve fazla beklemeye gerek kalmadan işe Cinder dahil oluyor.

Cinder başındaki büyük sorumluluklar ve belalarla uğraşıyor. 
Tabi Levana'dan kaçmaya çalışması da ayrı bir dert. 
Zavallım Kai sıkışmış, perperişan, ne yapacağını şaşırdı. 
Levana ise tüm kötülüğü ile aynen devam. 

Kitapta karakter olarak Scarlet'ı ayrı bir sevdim. 
Azıcık fevri ve öfke kontrol sorunu olsa da titanyum gibi hatun.

Ben kitaplarda cesur hatunları severim. Kurban psikolojisine bürünmüş ya da kendini ezik gören karakterler beni biraz irite ediyor.
Çünkü mevcut durumu kaderi olarak gören kişiler hayatlarında değişiklik yapamazlar diye düşünüyorum.
Ve sürekli şikayet edip hiçbir değişiklik yapmamak huzur kaçıran bir davranış bence. 

Neyse efendim sonuçta Scarlet'ı sevdim.
 Wolf konusunda kararsızdım ama sonunda söylediği bir şeyle takdirimi kazandı. 
Cinder'ı da şu kurban psikolojisinden kurtarırsak çok sevineceğim. 

Kurgu yine harika gidiyor. Her şey ilmek ilmek dokunmuş, bir kitaptaki ufacık bir ipucu sonrasını etkiliyor. Yapbozun parçaları gibi yerli yerine oturacak şekilde yazılmış seri ki bunu da çok seviyorum. Sadece okurken dikkatli olmak lazım. 

Yorumum bu şekilde.
Kendinize iyi davranın :)


24 Ekim 2016 Pazartesi

Cinder - Ay Günlükleri Serisi 1

Merhabalar,
İlk kitap yorumu ile geri dönüşümü yapıyorum.
İlk konuğumuz Ay Günlükleri serisinin 1. kitabı Cinder.


Kitap Adı : Cinder
Yazar : Marissa Meyer
Yayınevi : Artemis

Ay Günlükleri serisi insanlığın büyük bir dünya savaşı sonrası ülkeler değil de bölgelere ayrılarak birleştikleri bir gelecekte geçen, geleceğin modern teknolojisiyle küçüklüğümüzün uyku öncesi masallarının harmanlanıp ortaya yeni bir yapıtın çıkarıldığı, yaratıcılık bakımından kendine hayran bırakan bir seri.

İlk ana karakterimiz Cinder ise bizim sayborg Külkedimiz. 

Cinder'ın maceraları Yeni Pekin adı verilen bir uzak doğu şehrinde geçiyor. 
Burada androidler, sayborglar ve insanlar bir arada hayatlarını sürdürüyorlar. 
Henüz tedavisi ya da aşısı bulunamamış ölümcül bir tür veba ise insanlığı tehdit ediyor. 

Şimdi önce bir itirafta bulunayım. Sayborgun ne olduğunu bu kitabı okuyana dek bilmiyorumdum ben. Halbuki kendimi bilimkurgu seven bir insan olarak tanımlarım. Ama geç olsun güç olmasın hesabı Cinder sayesinde öğrendim. 

Bunun dışında kurgulanan modern geleceği sevdim. Yani androidler, kimlik çipleri, modern teknolojinin güzellikleri ve kötülükleri... Hepsi güzeldi. 

Gel gelelim kitapta göreceğiniz gibi insanların tutumları her şeye rağmen kendi çıkarları yönünde ve kendilerini üstün görmeye meyilli. En ufak bir farklılık üstünlük taslamaya sebep. 
Bilinenin malumu ile maruz kalınan politik durumlar ise yine değişmemiş.

Cinder kurgusu anlamında benim beğenimi kazandı kesinlikle. Ben mi beklemiyordum bilmiyorum ama sonuna doğru olan sürpriz de ayrı hoşuma gitti. 

Karakterlere gelirsek Cinder'ın karakteri azıcık kurban psikolojisine sahipti sanki. 
Kai evet gayet iyiydi, ama toydu görevine göre. Tabi beklemediği bir anda o duruma düşmek toyluğunu gözler önüne seriyordu.
Levana... O nasıl bir şey öyle ya. Hani yazar yazmış onu. Özellikle kötü dediğimizde sevdiğim bir karakter oldu.
Elime geçirip boğmak istediğim asıl karakter ise kesinlikle Cinder'ın üvey annesi oldu. Verin o kadını bana ya valla verin siz bir.

Kitabı sevdim. Baskı konusunda Artemis konuşturuyor. Olmuş yani. 

Bildiğimiz bir hikayeyi çok farklı bir solukla okumak isteyenler için güzel bir kitap olmuş.
Ben tavsiye ederim.

Evet uzun bir aradan sonra ilk kitap yorumum bu şekilde.
Sonraki yazıda görüşmek üzere.

23 Ekim 2016 Pazar

Okunacak Kitap Listem - (23 Ekim İtibariyle) 2016



Merhabalar,
Ağustos ayından beri bloga yazı yazmıyorum. 
Instagram hesabımla bile yeni yeni ilgilenmeye başladığımı düşünürsek artık normal bile denebilir buralara uğrayamamam.
Ama artık yazmak istiyorum.
Bu yüzden de instagramdaki kitap yorumlarımı buraya taşımaya karar verdim.
Elimden geldiğince okuduğum tüm kitapları paylaşmaya çalışacağım.
Geriye dönük yorumları da yapacağım.
İşe ilk olarak bugün yani 23 Ekim itibariyle mevcut okunacak kitaplarımı göstermek ile başlıyorum.
Evet sayı çok fazla ama ne yapabilirim :)
Ben bir kitap bağımlısıyım.
Son zamanlarda almasam da öncesinde sürekli aldığım için birikti.
Şimdi amacım Çukurova Kitap Fuarı'na kadar almadan sabretmek ve okunacakları azaltmak.
Tabi bunda elimdeki paranın sürekli kitaplara harcadığım için suyunun çekmesi de bir etken oldu :)
Artık ben sizi liste ile baş başa bırakıyorum.
Kendinize iyi bakın.
  1. Zamanın Kısa Tarihi - Stephen Hawking - Alfa
  2. Simyacı - Angie Sage - Altın
  3. Arayış - Angie Sage - Altın
  4. Kaçış - Angie Sage - Altın
  5. Kutup Yolcusu - Clive Cussler - Altın
  6. Bizim Gizli Bahçemiz - Nermin Bezmen - Altın
  7. Üç - Sarah Lotz - Altın
  8. Dört - Sarah Lotz - Altın
  9. Kubbenin Altında - Stephen King - Altın
  10. Kozmos - Carl Sagan - Altın
  11. Savaş Tanrıları - Ted Bell - Altın
  12. Kız Kardeşim İçin - Jodi Picoult - April
  13. Yıldız Tozu - Priscille Sibley - Arkadya
  14. Mekanik Melek - Cassandra Clare - Artemis
  15. Mekanik Prens - Cassandra Clare - Artemis
  16. Mekanik Prenses - Cassandra Clare - Artemis
  17. Vampir Günlükleri Kökler - L. J. Smith - Artemis
  18. Vampir Günlükleri Kurtuluş Vol.2 Konuşulmayanlar - L. J. Smith - Artemis
  19. Ben Ölmeden Önce - Lauren Oliver - Artemis
  20. Winter - Marissa Meyer - Artemis
  21. The Magic - Rhonda Byrne - Artemis
  22. Veba Yılı - Jeff Carlson - Arunas
  23. Veba Savaşı - Jeff Carlson - Arunas
  24. Fi - Akilah Azra Kohen - Destek
  25. Çi - Akilah Azra Kohen - Destek
  26. Pi  - Akilah Azra Kohen - Destek
  27. En Güzel İsimler Allah'ındır - Uğur Koşar - Destek
  28. Agafya - Ertürk Akşun - Destek
  29. Vahşi - Sally Green - Dex
  30. Asi Melekler - Danielle Trussoni - Doğan Kitap
  31. Aşk ve Gurur ve Zombiler - Jane Austen - Domingo
  32. Bir Günah Gibi - Burcu Büyükyıldız - Ephesus
  33. Aşk Her Şeyi Affeder Mi - Burcu Büyükyıldız - Ephesus
  34. Zincirlenmiş Kalpler - Büşra Toraman - Ephesus
  35. Şimdi Benimsin - Güneş Demirel - Ephesus
  36. Vahşi Tutku - Osman Aysu - Ephesus
  37. Schindler'in Listesi - Thomas Kenneally - Ephesus
  38. Sarai - J.A. Redmerski - Ephesus
  39. Kaos  -  Sayılar 2  - Rachel Ward - Epsilon
  40. Av - Tom Isbell - Epsilon
  41. Aklın Uçuşları Leonardo Da Vinci - Charles Nicholl - Everest
  42. Elveda Güzel Vatanım - Ahmet Ümit - Everest
  43. Benim Uzak Yıldızım - Amie Kaufman - Meagan Spooner - Go
  44. İşgalci - Melissa Sanders - Go
  45. The Originals Yükseliş - Julia Plec - Go
  46. Konuş Benimle - Laurie Halse Anderson - Go
  47. Akıl ve Tutku - Jane Austen - İş Bankası
  48. Anna Karenina - L. N. Tolstoy - İş Bankası
  49. Ütopta - Thomas Moore - İş Bankası
  50. Buzların Sfenksi  -  1 - Jules Verne - İthaki
  51. Buzların Sfenksi  -  2 - Jules Verne - İthaki
  52. Çocukluğun Sonu - Arthur C. Clarke - İthaki
  53. Ada - Aldous Huxley - İthaki
  54. Cesur Yeni Dünya - Aldous Huxley - İthaki
  55. Üç Cisim Problemi - Cixin Lu - İthaki
  56. Adalet - Ann Leckie - İthaki
  57. Kralların Merhameti - Ken Liu - İthaki
  58. Algernon'a Çiçekler - Daniel Keyes - Koridor
  59. Gözlerini Sımsıkı Kapat - John Verdon - Koridor
  60. Peter Pan Ölmeli - John Verdon - Koridor
  61. Şeytanı Uyandırma - John Verdon - Koridor
  62. Anlatmak İçin Yaşa - Lisa Gardner - Martı
  63. Korkuya Yer Yok - Lisa Gardner - Martı
  64. Sessiz Çığlık - Lisa Gardner - Martı
  65. Piyonun Son Hamlesi - Lisa Unger - Martı
  66. Duygusuz - Sara Shepard - Martı
  67. İyi Kız - Mary Kubica - Martı
  68. Huysuz Ve Ruhsuz - Nehir Erdem - Müptela
  69. Kimliksiz - Selvi Atıcı - Müptela
  70. Annemin Gelini Olur Musun? - Özlem Öztürk - Müptela
  71. Aşk Seni Bulursa - Rachel Gibson - Nemesis
  72. Pinokyo'nun Rüyası - Selvi Atıcı - Nemesis
  73. Pelikan Çıkmazı - Debbie Macomber - Novella
  74. Gül Ağacı Sokağı - Debbie Macomber - Novella
  75. Deniz Feneri Yolu - Debbie Macomber - Novella
  76. Kül - Shani Petroff - Novella Dinamik
  77. Kıvılcım - Amy Kathleen Ryan - Olimpos
  78. Babamı Beklerken - Clare Vanderpool - Parodi
  79. Gümüş Gözyaşları - Kristin Hannah - Pegasus
  80. Ütopya - Leonardo Patrignani - Pegasus
  81. Fısıltı - Becca Fitzpatrick - Pegasus
  82. İstanbul Depremi - Nejat Turhan - Romanevi
  83. Tespih Ağacının Gölgesinde - Harper Lee - Sel
  84. Aşk Yolunda Adım Adım  - Emrah Altuntecim – Timaş
  85. Saklı Gerçeklik - Brian Greene - Tübitak
  86. Petrol, Su ve İklim - Catherine Gautier - Tübitak
  87. Denizlerde Bilimin Peşinde - Ellen Prager - Tübitak
  88. Süpersimetri - Gordan Kane - Tübitak
  89. Tozun Gizli Hayatı - Hannah Holmes - Tübitak
  90. Sismik Etkinlikler - Nicolas N. Ambraseys - Tübitak
  91. Yerküre Sulara Gömülürken - Peter D. Ward - Tübitak
  92. Altın Oran ve Fibonaccı Sayıları - Richard A. Dunlop - Tübitak
  93. En İyi İlacı Ararken - Arthur Bank - Tübitak
  94. Tüfek, Mikrop, Çelik - Jared Diamond - Tübitak
  95. Evrenin Yüzde Dördü - Richard Panek - Tübitak

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...